Rana Sarro köşe yazısı…
Gazetecilik mesleği serüvenimde tam 20 yılımı doldurmuş bulunuyorum.
Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okurken, 2006 yılında Halkın Sesi Gazetesi’nde başlayan gazetecilik serüvenimin bugün tam 20’nci yılı.
20 yıllık gazetecilik yıllarıma dönüp baktığımda, kendimle gurur duyduğumu söyleyebilirim.
Haber ve yazılarımda vicdanımdan bir gün dahi ödün vermemiş olmam, en büyük gurur kaynağım.
Meslek hayatım boyunca çok hatalar yaptım, çok da güzel işler çıkardım. Ama bir gün dahi vicdanımdan hiç vazgeçmedim. Ne para için, ne makam için, ne de menfaat için.
Genç bir muhabirken çok saftık. Sonrasında siyasi figürleri kandırıp konuşturmayı, ağızlarından laf almayı, köşeye sıkıştırmayı, gündem yaratıp üstüne giderek, yanlışlarını düzeltmeyi, gerekirse manipülasyon tekniği kullanmayı da öğrendik.
Fakat tek değişmeyen bir gerçek vardı ki, o da her zaman empati ve acıma duygum, merhamet duygum hep baskın oldu. Güçlü olanın değil hep mağdur olanın yanında durdum. Vicdanımı istesem de hiç susturamadım.
Örneğin çok hatalar yaptım ama bilerek ve isteyerek hiçbir mağdurun yanında durmamazlık etmedim. Yanlış yazdığım oldu ama yalan (asılsız) haber bilerek hiç yazmadım. Kimsenin işini, ekmeğini riske atacak bir haber isteyerek yayınlamadım. Hiçbir kaynağımı hiç satmadım. Para uğruna inanmadığım haber veya yazı hiç yazmadım.
Matbaadan dijital ekrana uzanan bir serüven…
2016 yılına kadar araştırma haberler ile ülke gündeminin belirlenmesine katkı koyan bir gazetecilik yaşamı sürdürürken, son 7 yıldır da sadece köşe yazarlığı yaparak, ülke gündemini yorumlama misyonu üstlenmiş bulunuyorum.
İtiraf etmek gerekirse, ezilip elenerek hazırlanan araştırma haberler veya röportajlardan çok daha keyifli, çok daha kolay ve çok daha etkili bir gazetecilik türü köşe yazarlığı.
Habere konu olan kişilerin sözlerini, demeçlerini haberleştirmek yerine, kendi görüşünü, kaatini, yorumunu ortaya koyuyorsun.
Köşe yazılarımın ciddi bir okunma oranına sahip olması beni daha da şevklendiriyor.
Meslek hayatım boyunca kalemimden korkanlar çok olmuştur.
Şimdi ise sokakta herkes mesela size “siz gazeteci Rana Sarro değil misiniz” diye soruyor. Ülkede neredeyse herkes tanıyor. Eskiden ismimizden tanınıyor ama simamız bilinmiyordu mesela. Şimdi köşe yazılarımızdaki fotoğraftan tanınıyoruz.
Köşe yazarları kanaat önderi olarak görüldüğü için fikirlerimiz ve yorumlarımız önemseniyor.
Geçmişte büyük zorluklarla hazırladığımız, emek verdiğimiz haberlerden ve röportajlardan çok daha fazla okunuyor. Haberde konu olan kişilerin hep fotoğrafı ile haberlerimiz yayınlanırdı, şimdi ise köşe yazılarımızda hep kendi fotoğrafımız yayınlanıyor. Bu da tanınırlığımızı ciddi anlamda artırıyor.
Telefonda her aradığımız kişi, kurum, kuruluştaki hemen herkesin adımızı duyduğunda, “sizi tanıyoruz” demesi büyük bir gurur, bir o kadar da büyük sorumluluk.
Bunlar iyi yanları…
Tabi tanınırlığımız artınca dediğim gibi sorumluluğumuz da artıyor. Mesela sabahleyin trafikte birisine kızdım, belki de gereksiz bir tepkiydi, sonra kendi kendime dedim ki, “Rana kendine gel sen tanınmış bir gazetecisin” veya tanınırlığımın ciddi bir boyuta ulaştığını yeni yeni idrak ettikçe, sosyal medyada hadsiz, seviyesiz, saygısız, küfürlü yorum yapan vatandaşlara yanıt vermekten de vazgeçtim. “Gündemi kendi fikirlerinle yorumladığın için sen bir kanaat önderi pozisyonundasın ve herkese yanıt vermeye ve öfkelenmeye hakkın yok, yanlış davranış sergilemeye hakkın yok” diyerek kendi kendime telkinlerde bulunuyorum.
İşte bunlar da kötü veya zor yanları…
Kısa süre öncesine kadar kendimi çok haksızlığa uğramış gibi hisseder hemen tepki verirdim.
Özetle hemen her gün köşe yazısı yazan, birçok gazeteden kendi gazetelerinde de köşe yazısı yazmam için teklif alan bir köşe yazarı olarak, hal ve hareketlerime, öfke kontrollerime dikkat etmek zorundayım.
Sanırım geçmişte yazılı basında ve sonrasında internet gazeteciliğinde habercilik yaparken, beni en çok rahatsız eden konu, haftalara aylarca emek verilen ve riskler alınarak hazırlanıp yayına verilen araştırma haberlerin, bir magazinsel haber kadar değer görmemesiydi. O nedenle araştırma haber yapmayı bırakalı çok oldu. Artık köşe yazısı yazıyorum, çok daha fazla okunup beğeniliyor.
Bir diğer meslekte rahatsız olduğum ve birçok gazetecinin ve duayen gazetecilerin de bu konuyu birçok kez kaleme alarak rahatsızlıklarını dile getirdikleri konuyu da, yarın yazacağım.






































































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.