• BIST 1.415,190
  • Altın 527,04
  • Dolar 9,2780
  • Euro 10,7450
  • Lefkoşa 26 °C
  • Girne 26 °C
  • Mağusa 26 °C
  • İskele 26 °C
  • Güzelyurt 23 °C
  • Lefke 26 °C

Türkçeden yabancı dillere geçen kelimeler hangileri? Türkçeden dünya dillerine geçen kelimeler...

Türkçeden diğer dillere geçen kelimeler hangileri? Türkçeye yabancı dillerden sözcükler girdiği gibi Türkçeden de diğer dillere pek çok sözcük geçti. İşte Türkçeden diğer dillere geçen kelimelerden bazıları..
Türkçeden yabancı dillere geçen kelimeler hangileri? Türkçeden dünya dillerine geçen kelimeler...

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir araç, kuralları olan canlı bir varlık, nesillerden nesillere aktarılan kültürel bir miras. Bu kültürel miras içerisinde pek çok alıntı ve verinti kelimeler de yer alır.

Türkçe, günümüz dünyasının en yaşlı dillerinden biri olmakla beraber konuşur sayısı açısından dünyada 6’ncı sırada. Türkçeye yabancı dillerden sözcükler girdiği gibi Türkçeden de diğer dillere pek çok sözcük geçti. İşte o sözcüklerden bazıları..

ALIŞVERİŞ

Türkçe: Alım satım işi

Arapça: Aliş viriş

Arnavutça: Alishverish (Alışveriş, ticaret)

Bulgarca: alış-veriş

Ermenice: alış-veriş (Gürültü patırtı, tartışma)

Farsça: Alış değiş, aliş viriş

Makedonca: Alaş veriş, alaş-fereş

Rumence: alişveriş (Satın almak, pazarlık etmek, iyi bir şeyler yapmak yerine birbirine karıştırmak)

Sırpça: alis-veris, alisveris

Yunanca: Alisverisi

ALTIN

Türkçe: Niteliği iyi olan, değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au)

Arapça: Altun (altın iplik, sırma)

Arnavutça: Altun (cilt üzerindeki tüyleri gidermede kullanılan yapışkan madde)

Bulgarca: Altın (Altın zincit)

Çince: A’ertai

Farsça: Altun

Fince: Alttina (eskiden kullanılmış bakır veya bronz para)

İngilizce: Altin, Altinick, Altun (eski bir Rus parası)

Macarca: Altmiczele: altimczek, altinczek (altın işlemeli kumaş

Makedonca: Altan, atlan, altançe

Rumence: Altangiç, altıngıç, altingea… (bir tür dere otu)

Rusça: Altın (Altın, altın para)

Sırpça: Altun, altın (altın renginde olan)

Yunanca: Altın

BAKLAVA

Türkçe: Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü.

Arapça: Baklava, Baklavay

Arnavutça: Baklava, bakllave

Bulgarca: Baklava

Ermenice: Paklava

Farsça: Bakleva

İngilizce: Baklava, baclava

Makedonca: Baklava

Rumence: Baclava

Rusça: Pahlava

Sırpça: Baklava

Yunanca: Baklavas, bahlavas

BAYRAM

Türkçe: Milli veya dini bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler.

Almanca: Bairam, beiram (İslam dininde iki büyük bayramın adı)

Arapça: Bayram

Arnavutça: Bajram, barjam, baram

Bulgarca: Bayram

Çince: Bailanjie (İslam’da dini bayram)

Ermenice: Baryam

Farsça: Bayram

Fransızca: Beiram, Bairam

İngilizce: Bairam

İtalyanca: Bailamma, bairam, biliemme

Macarca: Bajram, bajran, barjam, Rumence: Bayram, Baraiam

Rusça: Bayram

Sırpça: Bajram, barjam

Yunanca: Bairami, payramin

BIÇAK

Türkçe:Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç

Arapça: Buçak, puçak

Arnavutça: Biçak, bixhak, pixhak, briçak

Bulgarca: Biçak

Çekçe: Biciak

Ermenice: Buçak

Frasça: Biçak, piçak

İtalyanca: Bizzaco

Macarca: Bicsak, bicsag, bicska

Makedonca: Biçak

Rumence: Briceag

Sırpça: bicak, bicag

Yunanca: Biçazis, piksaksiz (Bıçakçı)

BULGUR

Türkçe:Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday.

Arapça: Bulgur, burgul, bargul (Kuş yemi)

Arnavutça: Bullgur

Bulgarca: Bulgur, balgur, buğur, burgul

Ermenice: Bulgur

Farsça: Burgul, purgul, bulgur, belgür

İngilizce: Bulgur, bulghur

Macarca: Bongor buza, bongor kasa

Makedonca: Bolgur, bungur, bulgur,

Rumence: Bulgur

Rusça: Bulgur, burgul

Sırpça: Bungur, bulgur,

Yunanca: Bulguri, purkurin, pliğuri, bliğuri

ÇATI

Türkçe: Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü

Arnavutça: Çati

Bulgarca: Çatiya, çetiyi, çantiya

Ermenice: Çati

Farsça: Çatag, çatü

Makedonca: Çatiya

Rumence: Cetlau

Sırpça: Catlov (Arabanın üzerini örten çapraz sırıklar)

Yunanca: Çati

ÇİÇEK

Türkçe: Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.

Arnavutça: Çiçek

Bulgarca: Çiçek (Dans eden kimse, dans)

Çince: Sa rilang (hua) (Dağ çiçeği)

Ermenice: Çiçek, çiçag (Çiçek hastalığı, elbisedeki çiçek motifi)

Farsça: Çeçek, çiçek (gül; çiçek hastalığı)

Macarca: Tsithei, çiçehi

Makedonca: Çiçek

Sırpça: Cicak, cicek

Urduca: Çeçek, çeçak

Yunanca: Çiçeki, çiçeka, çiçekkin

DUMAN

Türkçe: Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık:

Arnavutça: Duman, dümen

Bulgarca: Duman

Ermenice: Duman

Farsça: Tuman, duman

Fince: Tumana, tumanto

Macarca: Duman

Makedonca: Duman

Rumence: Duhan, (Tütün, tütün dumanı)

Rusça: Tuman, t’ma, toman, tumannıy

Sırpça: Duman

Yunanca: Dumani

ELÇİ

Türkçe: Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse, sefir.

Arapça: İlçi, ilşi

Arnavutça: Elçi, elçi

Bulgarca: Elçiya

Çince: E’erqin

Ermenice: Elçi, yelçi

Farsça: Elçi, ilçi

Macarca: Elcsi

Makedonca: Elçiya

Rumence: Elciü, elciesk

Sırpça:Elcija

Urduca: Elçi

Yunanca: Elçis

GECELİK

Türkçe: Yatakta giyilen giysi, gömlek:

Arapça: Gicalug

Arnavutça: Gjexhellek, xhexhellek

Bulgarca: Gecelik

Ermenice: Gecelik, keçelik

Makedonca: Gecelaçe

Rumence: Ghigilic, ghielic (Gece takkesi)

Sırpça: Gedzeluk, dedzeluk (Erkek pijaması, evde giyilen erkek kıyafeti)

KADIN

Almanca: Kadine (Padişah karısı, sultan hanımı9

Arapça: Kadun, kadune

Arnavytça: Kadene, kade, kate

Bulgarca: Kadin

Çince: Kedün (Türk ve Moğol kağanlarının hanımlarına verilen ve saygı bildiren unvan)

İngilizce: Kadin (Sultan haremindeki hanım)

İtalyanca: Kadin

Rumence: Cadina (Güzel, çekici, sevgili)

Rusça: Katuna, katun (Soylu hanım)

Sırpça: Kaduna, kada, kade

Yunanca: Kadin, kadina

KULAK

Türkçe: Başın her iki yanında bulunan işitme organı

Arnavutça: Kulak, Kulaç (Zengin toprak ağası)

Bulgarca: Kulak (Kılıç veya bıçak kabı)

Ermenice: Kulakli (Sefertası)

Farsça: Kulakçin (Şapka kulaklığı)

Macarca: Kulak, culacu (Zengin toprak ağası)

Makedonca: Kulak (Köy zengini)

Rumence: Colac (Zengin toprak ağası)

Rusça: Kulak (Zengin toprak ağası)

Sırpça: Kulak (Kulağa geçirilen küpenin kancası)

Yunanca: Kulakkin (Dikkatle dinleme)

ORDU

Türkçe: Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü

Almanca: Horde (Vahşi kalabalık, Tatar ordusu)

Arapça: Ordu, ordi, urdi, urzi, ‘urzi (Topluluk)

Arnavutça: Ordi, urdi, hordhi, orteje

Bulgarca: Orda, ordiya, urdu (Ordugah)

Çekçe: Horda

Ermenice:Ordu

Farsça: Orda, ordu (Keçe, saray, çadırdan saray)

İngilizce: Ordu, oodo (Hintli, Hintçe)

İtalyanca: Orda, Lordo (Kalabalık, takım)

Macarca: Horda, orda, ordi,

Makedonce: Ordiya

Rumence: Orda, oarda, ordie, urdie (Ordu, konaklama yeri)

Rusça: Orda (Otağ, kamp)

Sırpça: Ordija (Ordu, imparatorluk ordusu)

Urduca: Urdu

Yunanca: Ordi

TOP

Türkçe: Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne

Arapça: Tob, tub (Bomba)

Arnavutça: Top

Bulgarca: Top (Bütün, hep)

Ermenice: Top

Farsça: Top, tup

İtalanca: Topgi, topchi

Macarca: Topcsi (Topçu)

Makedonca: Top, topka,

Rumence: Top (Topak, demet)

Rusça: Tabun (Yılkı, sürü, hayvan sürüsü)

Sırpça: Top (Gülle)

Urduca: Top (bomba)

Yunanca: Topi

ÜTÜ

Türkçe: Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç

Arapça: Üti

Arnavutça: Yti, uti, yiti, ulti

Bulgarca: Yutiya

Ermenice: Ütü

Farsça: Ütü, utu

Fince: Utukka

Rusça: Utyug

Makedonca: Utiya

Sırpça: Utija

YAĞMURLUK

Türkçe: Yağmurdan korunmak için üste giyilen giysi, trençkot, empermeabl

Arnavutça: Llamburllek (Asker paltosu)

Bulgarca: Yamurluk

Ermenice: Yagmurluk, yamurlug (Uzun palto)

İtalyanca: Giamberlucco, giamurlazo, zamberlucco (Başlıklı, dar kollu, uzun giysi)

Makedonce: Yagmurlak

Rumence: İmurluc, irmuluc, iamurluk

Rusça: Yalamok, yelomok, yelomka, yemurluk…

Sırpça: Jamurluk

Yunanca: Ğiağmurluki

YATAK

Türkçe: Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya

Arapça: Yatak, yatag

Arnavutça: Jatak, jataqe

Bulgarca: Yatak

Ermenice: Yatak, yatag

Farsça: Yatag

Rumence: İatac

Rusça: Yatov (Irmakta çok balık bulunan yer)

Sırpça: Jatak

Yunanca: Yataki, ğiataki

YENİÇERİ

Türkçe: Kapı kulu teşkilatının piyade sınıfı

Arapça: Yekişeri, inkişari…

Arnavutça: Jeniçer, Janiçar

Bulgarca: Yeniçar, yeniçarin

Çekçe: Janicar

Çince: Reniqiali (bing)

Fasça: Yangiçeri

İngilizce: Janizary, janissary

İtalyanca: Giannizzero, giannizzo, jannizero

Macarca: İnicar, Jenicseri

Makedonca: Yaniçar, yaniçer

Rumence: İnicer, ienicer, enicer

Rusça: Yanıçar, yançar

Sırpça: Janicare, janjicar…

Yunanca: Yaniçaros, ğianiçaros

YOĞURT

Türkçe:Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü

Arapça: Sugrat

Bulgarca: Yogurt, yugurt, yagurt

Çekçe: Joghurt

Ermenice: Yogurd

Farsça: Yogurt, çograd

İngilizce: Yoghurt, yaourt

İtalyanca: Logurt, yoghurt

Macarca:Joghurt

Makedonca: Yogurt

Rumence: İaurt, iogurt

Rusça: Yaurt, yagurt, yugurt

Sırpça: Jogurt

Urduca: Cograt

Yunanca: Ğiaurti, yarguti, yugurt

Türkçeden yabancı dillere geçen kelimeler hangileri? Türkçeden dünya dillerine geçen kelimeler...

Türkçeden yabancı dillere geçen kelimeler hangileri? Türkçeden dünya dillerine geçen kelimeler...

TRT

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Ada Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0548 890 46 15