• BIST 1.391,740
  • Altın 496,66
  • Dolar 8,8130
  • Euro 10,3050
  • Lefkoşa 19 °C
  • Girne 22 °C
  • Mağusa 21 °C
  • İskele 21 °C
  • Güzelyurt 17 °C
  • Lefke 19 °C

Yunus yoksa balık da yok

Yunuslar, denizdeki doğal dengenin olup olmadığını anlayabilmemiz için anahtar rol oynuyor.
Yunus yoksa balık da yok

Sevimli görünümleri, objektiflere verdikleri pozlar ve teknelerin etrafında atlayıp zıplamaları…

Yunus dendiğinde akla ilk olarak bunlar gelse de onlar hakkında pek fazla bilinmeyen bazı detaylar var. Örneğin balığın olmadığı yerde yunusun da olmayacağı gibi. Ya da yunusun balık değil memeli bir canlı türü olduğu, balıklar gibi yumurtlayarak değil çiftleşerek ürediği gibi.

Bu bilgiler ışığında sularımızda da sık sık gördüğümüz ve denizlerin en özel canlılarından biri olan yunusları İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Arda M. Tonay’dan dinledik.

Sularımızda en çok bulunan 3 tür

Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz olmak üzere tüm sularımızda yunuslara rastlamak mümkün. 10’dan fazla türün yaşadığı bilinen sularımızda en yaygın olanlar ise afalina, tırtak ve mutur. Bu üç türü Doç Dr. Arda M. Tonay şu sözlerle anlatıyor:

“Türkiye denizlerinde 10’un üzerinde deniz memelisini görmek mümkün. Biz bilimsel anlamda yunuslar ve balinalar diye ikiye ayırmıyoruz aslında. Dişliler ve dişsizler olarak ayırıyoruz. Karadeniz, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde afalina, tırtak ve mutur dediğimiz 3 türümüz var. Afalina, daha iri ve gri olan, teknelerle birlikte yol almayı seven, atlayıp zıplayan, görünce tanıdığımız tür genelde. Tırtak dediğimiz tür biraz daha küçük, 1.5 -1.8 metre civarında, sırt yüzgecinin altında karakteristik bir “V” harfi vardır. Açık deniz yunusudur ve genelde telaşı vardır. Hep bir yere doğru giderler, daha çok açık denizde gördüğümüz bir tür. Bir de mutur dediğimiz bir tür var. İnsanların pek farkında olmadığı, Akdeniz havzasının en küçük yunus türüdür. En fazla 140 santimetre olan, burunsuz, kafası küt inen, siyah renkli teknelerle birlikte yol almayan ama balıkçılık ağlarında en fazla ölümü gözlenen tür mutur türü.

Yanlış avlanma teknikleri yunus ölümlerine yol açıyor

Türkiye’de yunus avcılığı 1983 yılında yasaklandı. Yasaklar avcılığın önüne geçse de doğal olmayan yunus ölümleri hala devam ediyor. Bu ölümlerin yanlış avlanma tekniklerinden kaynaklandığını belirten Tonay şunları söyledi:    

“20. yüzyılda tonlarca yunus avlandı. Ama o zamanlar petrol endüstrisi bu kadar yaygın değildi, dolayısıyla belki o yunus yağına dünyanın ihtiyacı vardı. Aydınlatma, makine sanayii ve çeşitli sektörlerde. Artık öyle bir ihtiyaç yok. Yine 20. yüzyılda Karadeniz’de 5 milyon yunusun avlandığı tahmin ediliyor. Bu yok edici avcılık Karadeniz’deki yunus popülasyonlarını derinden sarstı. 1983 yıllında yasaklandıktan sonra sorunlar bitmedi. Tabii ki iyileşme oldu ancak yunus popülasyonlarını tehlike eden faktörler tesadüfi ağa yakalanma. Evet siz yunus avlamıyorsunuz belki ama yaptığınız bazı balıkçılık metotlarında yunuslar ölüyor. Örneğin kalkan balıkçılığında dip uzatma ağları denilen yöntemden dolayı her yıl yüzlerce binlerce mutur ölüyor. Bir de biz aşırı balıkçılık yapıyoruz ve bu nedenle bir balık azalması söz konusu. Bu hayvan sadece balık yiyebiliyor, dolayısıyla besin kıtlığı çekiyor. Zaten bir de kirlilik problemi var. Bu ikisi birleştiği zaman bağışıklık sistemleri çöktüğü için vücutları hastalıklara dayanıksız hale geliyor ve bunun sonucunda toplu ölüm vakaları görüyoruz."

“Yunusların anormal artışı söz konusu değil”

Kimi kesimlerce son yıllarda balık popülasyonlarındaki azalmaya sebep olarak yunusların artışı gösterilmişti. Bu konuya da değinen Doç. Dr. Arda M. Tonay yunusların yıllık artışının sadece yüzde 2 civarında olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

“Yunuslar çok arttı gibi bir şey söz konusu değil. Bu hayvanlar deniz memelisi, bunlar balık değil. Balıklar gibi yumurta vererek üremiyorlar, çiftleşiyorlar. O yavruyu 9 ay karnında taşıyor, o hayvanı emziriyor daha sonra o hayvan belli bir yaşa geldikten sonra ancak bir daha çiftleşiyor anne yunus. Dolayısıyla bu hayvanların yıllık artışı yüzde 2’yi geçmiyor. Yani 100 hayvanınız varsa bu bir yıl sonunda 102’yi geçmiyor. O da her şey yolunda giderse. Dolayısıyla bu hayvanların çok artması mümkün değil.“

Balıkçılık ile etkileşimleri

Yunuslar hakkında son zamanlarda en yaygın tartışma konularından biri balıkçı ağlarına zarar verdikleri iddiası. Bu davranışın farklı türler için farklı sebepleri var. Bu sebepleri Tonay şu sözlerle sıraladı:

“Bütün yunusların bir ekolokasyon sistemi var. Alın bölgesinden bir ses dalgası yolluyor, bu etraftaki her yere çarpıyor ve alt çenedeki yağ dokudan bu ses dalgasının yankısı alınarak beyne yollanıyor ve beyinde ortamın sessel bir fotoğrafını çekiyor hayvan. Bu şekilde yönünü buluyor, balığı buluyor her şeyi bu şekilde algılıyor. Muturların diğer türlere göre ekolokasyon özelliği biraz zayıf. Dolayısıyla ağları 4-5 metre kala ancak fark edebiliyor. Dolayısıyla da ağlara takılıp boğuluyor. Muturun balıkçılıkla etkileşimi kendi hayatına sebep oluyor. Ağdaki balığı yemeye çalışmıyor. Ama afalina için öyle değil, afalina fırsatçı bir tür, kıyı balıkçılığında dip uzatma ağlarında balıkları gidip toplamaya başlıyordu. Bu belki 20 yıl önce balıkları topluyordu. Şimdi ağlara zarar verebiliyor çünkü hayvan çok aç. Özellikle ilk baharda bu hayvanın yavru bakım zamanı, süt verdiği ve daha fazla besine ihtiyaç duyduğu zamanda bu saldırı vakaları artar. Çünkü denizde balık yok. Denizde balık olmayınca hayvanda balık olan yerdeki balığı yemek zorunda. Bu sadece Türkiye’ye ait bir sorun değil bütün Akdeniz’de olan bir sorun. Endüstriyel balıkçılık ve yanlış balıkçılık uygulamalarından dolayı küçük balıkçıların çektiği bir ceza gibi algılayabiliriz bunu. Ama bunun suçlusu veya cezası yunusa kesilebilecek bir bilet değil bu. Bu sorunu yunus yaratmadı, dolayısıyla bunun cezasını yunus da çekmeyecek."

Yunuslar hakkında doğru bilinen yanlışlar

Deniz manzarası seyrederken ya da bir gemi yolcuğu yaparken birçoğumuz yunuslara denk gelmişizdir. Peki izlemesi son derece keyifli olan bu canlılar hakkında bildiklerimiz ne kadar doğru? Doç. Dr. Arda M. Tonay yunuslar hakkında yanlış bilinenleri ve doğrularını şu sözlerle anlattı:

-Yunuslar günde 30 kilo balık yer

Hangi tür için konuştuğumuza bağlı olarak yunus ağırlığının yüzde 2’si ve 5’i arasında balık tüketir.

-Yunuslar teknelerler yarışır

Yunusun neden teknelerle birlikte yüzdüğünü açıkçası bilmiyoruz. Ama en güzel yaklaşım şu. Tekne giderken önünde belli bir su kütlesini itiyor. Yunus da teknelerle birlikte seyahat ederek daha kolay yüzebiliyor. Daha doğrusu daha az enerji harcayarak daha kolay mesafe katedebiliyor. Başka bir yaklaşımsa bölgede yavrular varsa sürü büyükse gençlerin dikkati üzerine çekip sürüyü uzaklaştırmak için bir savunma davranışı olduğu konusunda. Çeşitli yaklaşımlar var.

-Yunuslar ölü balık yer

Sağlıklı bir yunus ölü balık yemez. Hastadır avlanamıyordur o zaman ölü balık yiyebilir. Yunuslar simit de yemez.

-Yunuslar intihar eder

Yunuslar ihtihar etmez, bilakis hayatta kalmak için karaya çıkar.

TRT

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Ada Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0548 890 46 15