TATAR:4 MART 1964 TARİHLİ KARAR HAKSIZ VE SİYASİ…BU KARAR ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararının haksız ve siyasi olduğunu vurgulayarak, bu kararın çözümün önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.

04 Mart 2024 Pazartesi 16:38
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararının haksız ve siyasi olduğunu vurgulayarak, bu kararın çözümün önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Tatar, bu kararın, halkın bütün hakları ile egemenliğini yok saydığını ve halkı Rumların azınlığı yapmayı içerdiğini ifade ederek, bu karardan güç alan Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının bütün haklarını ve egemenliğini yok saydığını söyledi.
Rum tarafının Kıbrıs Türk halkına azınlık statüsü önerdiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafının “BM parametreleri”, “Federal çözüm” ve “Sıfır asker, sıfır garanti” dayatmalarıyla Türkiye ile Türk askerini Kıbrıs’tan uzaklaştırmaya çalıştığına dikkat çekti.
“Bir kez daha belirtiyorum ki, bu dayatmalara asla boyun eğmeyeceğiz, devletimizden, egemenliğimizden, Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü ile Türk askerinden asla vazgeçmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı kararının 60. yıl dönümünde tüm dünyaya ve BM Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşılabilmesini sağlayabilmek için Kıbrıs Türk halkını Rum tarafının azınlığı yapmayı içeren, insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı haksız ve siyasi kararı sonlandırmaları çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararının 60. yıl dönümünde Kıbrıs konusuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
-“Bu karar, halkımızın bütün hakları ile egemenliğini yok saymakta ve halkımızı Rumun azınlığı yapmayı içermektedir”
Cumhurbaşkanı Tatar’ın açıklaması şöyle;
“Kıbrıs’ı bir Elen adası yapma hedefiyle Akritas Planı doğrultusunda 21 Aralık 1963 tarihinde başlayan ve tarihte Kanlı Noel saldırıları olarak yer alan Rum saldırılarında halkımız katliamdan geçirilip, göçe zorlanırken, Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti de silah zoruyla Rum devletine dönüştürülmüştü.
Soruna çözüm bulabilmek amacıyla Kıbrıs Türk ve Rum tarafları ile garantör ülkelerin katılımıyla 1964 Ocak ayında gerçekleşen Londra Konferansı da Rum-Yunan ikilisinin olumsuz tutumu nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanırken, Rum saldırıları daha da yoğunlaşmış ve halkımız adanın yüzde 3’üne tekabül eden bölgelerde kuşatma altına alınmıştı. Garantör ülke olan Anavatan Türkiye bu saldırıları durdurabilmek ve halkımızın güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla 13 Şubat 1964 tarihinde BM Güvenlik Konseyi’ne başvuruda bulunur.
Bunun sonucunda BM Güvenlik Konseyi üyeleri büyük bir aldatmayla ‘Önce Kıbrıs’a BM Barış Gücü’nü gönderelim, ateşkesi sağlayalım, sonra bu kararı değiştiririz’ diyerek, 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı karar alınır. Bu karara göre de Rum devletine dönüştürülen Kıbrıs Cumhuriyeti ‘Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti’ olarak tanınır.
Bu kararla uluslararası antlaşmalar ve hukuk kuralları ayaklar altında çiğnenirken, ABD’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Nelson Ledsky’nin yapmış olduğu açıklamayı da hatırlatmakta büyük yarar var. Ledsky yapmış olduğu açıklamada bu kararın ‘siyasi bir karar olduğunu’ teyit ederken, şöyle demişti;
‘1964 yılının dosyalarını incelettim. BM Güvenlik Konseyi’nce alınan bu kararın hukuki temellere dayanan bir karar olmadığını, siyasi mülahazalarla alınmış bir karar olduğunu tespit ettim.’
Bu karar, halkımızın bütün hakları ile egemenliğini yok saymakta ve halkımızı Rum’un azınlığı yapmayı içermektedir.
Pek çok platformda, görüşmelerde ve son olarak da Antalya’da gerçekleşen Diplomasi Formunda da bir kez daha belirtmiş olduğum gibi Kıbrıs sorununun 60 yıldan bu yana devam etmesinin ana nedenlerinden biri bu haksız ve siyasi karar ile Rum devletine dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ‘Kıbrıs’ın tek meşru hükümeti’ olarak hâlâ daha tanınmasıdır. Rum tarafı bu haksız ve siyasi karardan güç alıp konfor alanını sağlamlaştırırken, uzlaşmazlığını sürdürmekte ve zamana oynamaktadır.
Bu karardan güç alan Rum tarafı Kıbrıs Türk halkının bütün haklarını ve egemenliğini yok saymakta ve halkımıza azınlık statüsü önermekte, ‘BM parametreleri’, ‘federal çözüm’ ve ‘sıfır asker, sıfır garanti’ dayatmalarıyla da Türkiye ile Türk askerini Kıbrıs’tan uzaklaştırılmaya çalışmaktadır. Bir kez daha belirtiyorum ki, bu dayatmalara asla boyun eğmeyeceğiz, devletimizden, egemenliğimizden, Anavatan Türkiye’nin garantörlüğü ile Türk askerinden asla vazgeçmeyeceğiz.
Bu haksız ve siyasi kararın hâlâ daha yürürlükte olması nedeniyle kendisini ‘Kıbrıs’ın tek sahibi’ olarak gören Rum tarafı 1968 yılından bu yana müzakere süreçlerini dinamitlemekte, uzlaşmaz tutumu ile hakimiyetçi zihniyetini sürdürmektedir. Bu karar ortada durdukça Rum tarafı hiçbir anlaşmaya yanaşmayacaktır.
Tüm bu nedenler ve özellikle Annan Planı ile Crans Montana görüşmeleri sürecinde yaşananlar, federal temele dayalı bir çözümün gerçekleşmesinin mümkün olmadığını bir kez daha gözler önüne sererken yıllardan beri devam eden dayatmacı statükonun sonlandırılması ve müktesep haklarımız olan egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüzün tescili için yeni vizyonumuzu ortaya koyduk. Anavatan Türkiye tarafından da desteklenen ve ‘Yeni Siyaset’ olarak adlandırılan bu vizyonumuz Kıbrıs’ın ve bölgenin yararına olacak olan egemen eşit iki ayrı devlete dayalı çözüm şeklidir. Yeni ve resmi müzakereler ancak bu temelde başlayabilir.
BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli ve 186 sayılı kararının 60’ıncı yıl dönümünde tüm dünyaya ve BM Güvenlik Konseyine yeniden çağrıda bulunuyorum; Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşılabilmesini sağlayabilmek için Kıbrıs Türk halkını Rum tarafının azınlığı yapmayı içeren, insan haklarına ve uluslararası hukuka aykırı olan bu haksız ve siyasi kararı sonlandırın.”
GALERİLER
Güzelyurt Sağlık Merkezi’nde sadece güvenlik varmış
İncirli: “CTP açık ara birinci partidir; seçimlerin tümüne hazırdır”Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, seçimlerin tümüne hazır olduklarını belirterek, hedeflerinin, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını güvenle yönettiği, ekonomik ve toplumsal gücünü geliştirdiği ve dünyayla bütünleştiği bi21 Eylül 2026 Pazartesi 13:48KIBRIS
Her avukat güvenilir değildir!22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Ölüme sürerken 259 insanın can güvenliği önceliğiniz değildi!
22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…Rana Sarro yazdı 22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söylediBayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişinin hayatını kaybettiği kaza hakkında yolcular tarafından dile getirilen iddiaların inceleneceğini ifade etti.22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Hemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiKıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Birliği, dün yaşanan feribot faciasının, herkesin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, bir umut için hastanelere koşan, bir can için denize açılan, ambulansıyla yola çıkan, acil ve diğer servislerde sabahlayan22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Gemi kazasında kayıp olan 18 vatandaş için arama kurtarma çalışmaları ikinci günündeGirne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olması sonucu meydana gelen deniz felaketinin ardından, kayıp 18 kişiyi arama kurtarma çalışmaları ikinci gününde devam ediyor.
Girne açıklarında yaşanan deniz felaketinin ardından22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
“Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”Kamusen Başkanı Metin Atan, “Sorumluluk makamında bulunan kişi, kendi görev alanında yaşanan böylesine büyük bir facianın ardından ortaya çıkan tablo karşısında siyasi bedel ödemeyi de bilmelidir” açıklamasında bulundu.22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL
Gemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeliYeni Kıbrıs Partisi, bir yolcu gemisinin bir yaz gününde limandan çıkışının hemen ardından su alıp yan yatmasının kader olamayacağını ve iddialara yanıt verilmesi gerektiğini kaydetti.22 Eylül 2026 Salı 15:38GÜNCEL

































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.