08 Kasım 2026
  • Lefkoşa14°C▼
  • Girne16°C
  • Mağusa14°C
  • İskele14°C
  • Güzelyurt9°C
  • Lefke13°C

LİBYA'DA HALK YENİDEN SOKAKLARDA... KİM, NE İSTİYOR?

2011’de Kaddafi’nin kanlı bir şekilde devrilmesinin ardından siyasi ve askeri istikrarın bir türlü sağlanamadığı Libya’da halk yeniden sokaklarda...Peki sokağın talepleri neler? Haberimizde derledik.

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

05 Temmuz 2022 Salı 13:53

Petrol ve doğal gaz zengini ülkede uzun süren elektrik kesintileri, kötüleşen hayat şartları, yolsuzluklar ve bir türlü gerçekleştirilemeyen seçimler, sokağın dile getirdiği başlıca sorunlar arasında...

Peki, senaryolar neler? İki hükümetli Libya’da göstericiler istediklerini alabilecek mi? Protestolar, seçimler konusunda müzakereleri sürdüren tarafları mutabakata zorlar mı?

Bu soruların cevaplarını vermeden önce Libya’da halihazırdaki durumun fotoğrafını çekmekte fayda var.

Halife Hafter’in Trablus’u ele geçirmek için başlattığı saldırıların başarısız olmasıyla kurulan müzakere masasından çıkan Milli Birlik Hükümeti (MBH), 24 Aralık 2021’de ülkeyi erken seçime götüremedi. Abdülhamit Dıbeybe liderliğindeki hükümet, 2011’den beri siyasi ve askeri istikrarsızlığın yaşandığı ülkede birçok sorunu kucağında buldu ancak bu sorunları çözeceğine dair güçlü taahhütlerde de bulundu. Bunlardan en önemlisi, şüphesiz halkın hayat kalitesini düşüren ve en çok şikâyet konusu olan elektrik kesintilerinin sonlandırılmasıydı.

Diğer taraftan Dıbeybe hükümetinin ülkenin tamamında hakimiyet kurmasına engel olan Halife Hafter ve milisleri de çözümsüzlüğün bir parçası olmayı sürdürdü. Petrol saha ve limanlarının sık sık üretime kapatılması ya da ihracatın engellenmesi Libya’nın tek gelir kaynağı olan petrol gelirlerinin kesilmesi anlamana geliyordu.

2019’da başlayan, 2020 sonlarında hezimetle sonuçlanan Hafter saldırısı, ülkeyi her anlamda ikiye bölmüştü. Bugün yaşanan kısır tartışmaların ve hiçbir hükümetin ülkenin tamamında hakimiyet kuramamasının altında bu saldırı sonrası çıkan durum yatmakta.

Öyle ki, Libya’da iki temel ve vazgeçilmez kurum var. Bunlardan birincisi Libya Merkez Bankası. Trablus’ta bulunuyor ve petrol gelirleri burada toplanıyor ve dağıtılıyor. Diğeri ise Libya Ulusal Petrol Kurumu. Ülkenin tek gelir kaynağı petrolü çıkaran ve ihraç eden kurum. Ancak bu kuruma bağlı sahalar ve limanlar, ekseriyetle Hafter milislerinin kontrol ettiği bölgelerde yer alıyor. Sorun da tam burada başlıyor. Trablus’taki hükümet, petrol sahaları ve limanlarını kontrol eden güçlerin istediği bütçeyi ya da kararı vermediği zaman, söz konusu çeşitli bahaneler uydurularak kapatılıyor.

Konunun üstte bahsettiğimiz bir tarafı olmakla birlikte, Dıbeybe hükümetinin sosyal sorunlar hakkında verdiği iddialı sözleri tutmakta başarılı olduğunu söylemek oldukça zor. Örneğin, büyük bir proje olarak sunulan ve evlenmek isteyen gençlere destek vermeyi amaçlayan projede son durumun ne olduğu bilinmiyor. Hükümet, hala veriler açıklamış değil.

Geçtiğimiz günlerde, yukarıda bahsedilen ve artık kronikleşen sorunları dile getiren protestocular hem ülkenin doğusunda hem de batısında sokağa çıktı. Peki, hem Tobruk’ta hem de Misrata’da gençlerin aynı nedenlerle sokağa çıkması ne anlama geliyor?

TRT Haber’e konuşan Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. İsmail Numan Telci, 2011 yılından beri siyaset sahnesindeki aktörlerin kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı politikalarına maruz kalan ve 2014 sonrası ortaya çıkan atmosferin, kabile ve milis grupların etkili olduğu toplumsal tabanda mevcut ekonomik ve siyasi yapının sorgulanmasına pek fırsat vermediğine dikkat çekiyor.

Telci, ülkenin genelinde devam eden ve günlük 12 saate kadar varabilen elektrik kesintilerinin gerek başkent Trablus’ta gerekse ülkenin doğu şehirlerinde gündelik hayatı oldukça olumsuz etkilediğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Geçmiş örnekler göz önüne alındığında her ne kadar birbirinden kopuk bölgeler olsa da Libya’nın bir bölgesinde başlayan ekonomi temelli protestoların bir başka bölgedeki kitlesel gösterileri tetiklediği söylenebilir. Bu kapsamda protestolar, siyasi sürecin yeniden tıkanması ve buna bağlı olarak süregelen ekonomik durgunluk ile birleştiğinde Libya halkının gelecek kaygısını ve yöneticilere karşı birikmiş öfkesini temsil ediyor.”

Geçtiğimiz cumartesi günü Tobruk’taki Temsilciler Meclisi önünde toplanan göstericiler, meclis binasını ateşe verdi, resmi evrakları yaktı.

Trablus’ta ise Şehitler Meydanı’nda toplanan gruplar, iki hükümetin de siyaset sahnesini terk etmesini istedi.

Peki protestolar, hükümet ya da grupların bundan sonraki yol haritasını nasıl etkiler?

ORSAM Araştırmacısı Fuat Emir Şefkatli, ülkenin doğudaki protestoların, daha çok Hafter ve Tobruk merkezli parlamentoyu hedef alan gösteriler olduğunu belirterek, protestolara yaklaşım tarzının dahi değişik olduğu bir durumdan bahsediyor:

“Bingazi’deki protestolar, Hafter’e bağlı birliklerin sivillere yönelik sert güç kullanımı ile bastırılırken Başbakan Dibeybe ülke genelindeki protestoculara seslenerek bu tepkilerini anlayışla karşıladığını ve ülkenin bir değişime ihtiyacı olduğunu ifade etti.”

Ancak Hafter’in sözcüsü Ahmet Mismari, göstericilerin taleplerine katıldıklarını belirten bir açıklama yaptı. Göstericilerden tek istenen ise kamu mallarına zarar verilmemesiydi. Bu anlamda tek ayrışan açıklama Akila Salih’den geldi. Salih, TM’ye saldıranların hesap vereceği yönünde sert bir açıklama yaptı.

Genel olarak sokakta dile getirilen ve sorunun kaynağı olmakla suçlanan siyasiler, protestocuların karşısında değil de yanında olan açıklamalar yaptı. Peki, protestolar, seçimler konusunda müzakereleri sürdüren tarafları mutabakata zorlar mı?

Şefkatli, ülkeyi seçimlere götürmesi beklenen anayasal çalışmaları sürdüren TM ile Libya Devlet Yüksek Konseyi’nin 2014 ve 2016 yıllarından beri aynı kişilerle görev ve yetkilerini sürdüren ve meşruiyetleri ciddi anlamda tartışma konusu olan kurumlar olduğunu belirterek, “Seçimlerin gerçekleşmesinin her iki kurumun da ülke içindeki pozisyonlarını tehlikeye atacağından, mevcut statükonun korunması, iki kurumun da öncelikli hedefi olarak gözükmektedir” diyor.

Şefkatli, protestoların bahsedilen kurumların güç ve çıkar odaklı stratejilerini gözden geçirmelerine ön ayak olacağına dikkat çekerek, aktörlerin pozisyonlarının kolay kolay değişmeyeceğini belirtiyor.

“Günün sonunda hem TM içindeki Hafter temsiliyeti hem de her iki kurumla bağlantılı milis grupların etkinliği, müzakerelerin sıfır toplamlı bir oyun olma özelliğini koruyan unsurlar olacaktır.”

Libya, 2011’den bu yana, hem iç hem de dış aktörlerin dahil olduğu bir krizle boğuşuyor. Bugüne kadar hem siyasi müzakereler sırasında hem de ülke içindeki sıcak çatışmalarda, dış güçler sürece doğrudan müdahil oluyor.

Peki, son günlerdeki protestolar hakkında uluslararası aktörler nasıl tepki verdi?

Öncelikle Libya krizi konusunda aktif olan devletlerden protestolarla ilgili henüz bir açıklama yapılmış değil. Konu hakkında tek açıklama yapan kişi, BM Genel Sekreteri Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams.

Williams, protestoları Libyalıların elektrik kesintisi ve kamu hizmetlerindeki aksaklık nedeniyle ayaklandığı Ağustos 2020 protestolarına benzeterek, Libyalıların yalnızca elektrik kesintilerinden değil gecikmeli seçimler nedeniyle de hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Aynı şekilde yıllar süren bölünme ve ayrışmanın bir sonucu olarak mevcut siyasi kurumların meşruiyetten yoksun olduğunu belirterek, üç milyon Libyalı seçmenin iradesinin sandığa yansıması gerektiğini sözlerine ekledi.

Telci, Williams’ın bu açıklamaları, çözümsüzlükle sonuçlanan Kahire ve Cenevre görüşmelerine bir tepki niteliğinde okunabileceğini ve sürecin BM’ye de mesaj verdiğini belirterek, şöyle devam ediyor:

“Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun (LSDF) mimarlarından birisi olan Williams için mevcut tablo, başarısızlık anlamına geliyor. Buna ek olarak protestoların BM nezdinde seçim sürecinin hızlandırılması gerekliliğini bir kez daha gündeme getirdiği söylenebilir. Bu noktada ekonomik ve siyasi sürecin tıkanmasına yol açan petrol blokajını çözmek adına ABD’li ve BM yetkilileri tarafından ortaya atılan bazı öneriler var. Bunlar arasında seçimlere kadar geçici bir mekanizma oluşturularak petrol gelirlerinin denetimi ve yönetimini sağlamak ve Libya Ulusal Petrol Şirketi’nin (NOC) işleyişine yönelik müdahaleleri asgari seviyeye çekmek bulunuyor.”

2011’den bugüne Libya’da neler oldu?

Kuzey Afrika ülkesi Libya, Muammer Kaddafi’nin onlarca yıl süren iktidarının devrilmesinin ardından girdiği siyasi ve askeri istikrarsızlık sarmalından çıkmaya çalışıyor. Ancak, atılan her adımda ülke yeni bir krizin eşiğinde buluyor kendisini.

Arap Baharı olarak adlandırılan halk ayaklanmalarının Libya’ya ulaşması ve kısa süre içerisinde şiddete evrilmesi çok vakit almadı. Kaddafi’ye karşı yıllardır birikmiş öfke, şehirlerin sokak ve caddelerinde silahlı çatışmalara dönüştü. Nihayetinde Fransa’nın da bombardıman desteğiyle Kaddafi rejimi devrildi. Muammer Kaddafi doğum yeri olan Sirte’de öldürüldü. Ülkede artık, uzun yıllardır sürgünde yaşayan muhalifler, içerideki kızgın gençler, durumlarının ne olacağını sorgulayan kabileler, yeni dönemde etkin olmak isteyen aktörler arasında kıyasıya bir mücadele başlamıştı.

Zaten zayıf olan kurumların tamamen ortadan kalkması, seçimlerle belirlenen parlamentonun ya da yönetim erklerinin etkinliğini oldukça sınırlandırdı. Özet olarak anlatmaya çalıştığımız 2011 sonrası yıllar, 2014’te Kaddafi muhalifi Halife Hafter’in ülke yönetimine el koymaya çalışmasına kadar gitti. Libya’nın doğu bölgesindeki şehirler bir bir Hafter kontrolüne geçti.

İstikrarsız Libya, Afrika’dan Avrupa’ya düzensiz göçün merkezi haline geldi. İşte, bu şartlar altında Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde Fas’ın Suheyrat kentinde Hafter ile Batı bölgesindeki güçler arasında bir anlaşma imzalandı. Taraflar anlaşmaya uyacaklarını beyan ederken, sahada çift başlı hükümetlerin varlığı devam etti. Doğu’da Tobruk merkezli paralel hükümet iş başında iken Batı’da Faiz es-Serrac yönetimindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) görev başındaydı. Esasen bugünü şekillendiren son adım takvim yaprakları 4 Nisan 2019’u gösterdiğinde atıldı.

Birçok uluslararası güçten siyasi, askeri ve mali destek alan Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için saldırı başlattı. Kısa süre içinde milis güçler, başkent Trablus’un arka sokaklarına kadar vardı. Hafter, Rus paralı milis grubu Wagner, Sudan’ın savaş suçlusu Cancavid’leri ve Esed rejimi bölgesinden sevk edilen milislerden sahada destek alıyordu.

Uluslararası toplum ise BM tarafından resmi olarak tanınan hükümete (UMH) destek vermekten çok uzaktı. Batılı ülkeler, Hafter saldırılarını kınamaktan bile imtina ederken, UMH’ye askeri desteğe kimse yanaşmıyordu. Bugün, birçok Libyalı yetkilinin açıkladığı üzere, UMH en 4 farklı ülkeden askeri destek istemişti. Ancak bu çağrıya bir tek Türkiye olumlu cevap verdi.

Yapılan anlaşmaların sonrasında sahada durum hızla değişmeye başladı. Öyle ki, başkent merkezine 10 kilometreye kadar yaklaşan Hafter milisleri, 500 kilometre öteye, Sirte’ye kadar itildi.

Sahada denge: Müzakere masası…

Türkiye’nin kısa süre içerisinde UMH’ye verdiği etkili askeri destek sahada durumu değiştirmekle kalmadı. Bir süredir kurulamayan müzakere masasının da kurulmasını sağladı. Zira, Hafter ve destekçileri karşılarındaki güçleri muhatap kabul etmiyor hatta “terörist” olmakla suçluyordu.

Bu şartlar altında, şubat ayı başında Birleşmiş Milletler himayesinde İsviçre'nin Cenevre kentinde toplanan Libya Siyasi Diyalog Forumu, ülkeyi 24 Aralık 2021’de seçimlere götürecek Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı ve üç üyeli Başkanlık Konseyi’ni seçti.

İki hükümet

Ancak seçimlerin anayasal taslağı bir türlü çıkarılamadı. Libya Yüksek Seçim Kurulu, 24 Aralık’ta seçimlerin yapılmasının mümkün olmadığını duyurdu. Seçimlerin gerçekleştirilememesi yeni krizin en önemli sebeplerinden biri oldu.

Akila Salih önderliğindeki TM, mevcut hükümetin görev süresinin dolduğunu ve ülkeyi seçimlere yeni bir hükümetin götürmesi gerektiği konusunu gündeme getirdi. Başbakanlık için Başağa’dan başka adaylar olsa da seçim gününe kadar hepsi çekildi.

Ülkenin batısındaki milletvekillerinin çoğunun katılmadığı oturumda tek aday olan Başağa'yı başbakan seçen TM, 1 Mart'ta da Başağa hükümetine güvenoyu verdi.

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ise görevinin başında olduğunu vurguluyor. Temsilciler Meclisini Cenevre Anlaşması'nda belirlenen yol haritasından ayrılmakla suçlayan Dibeybe, görevi ancak seçilmiş bir hükümete teslim edeceğini tekrarlarken, Başağa da her fırsatta görevini başkent Trablus’ta devralacağını ifade ediyor.

Öte yandan BM öncülüğündeki anayasa taslağı görüşmeleri de hem Kahire’de heyetler arasında hem de Cenevre’de Akila Salih ile Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halit Mişri arasında başarısız oldu. Yapılan açıklamalar, taslak metinde temel sorunun, aynı zamanda ABD vatandaşı da olan Hafter’in seçimlere girebilmesi için “çifte vatandaşlık sahipleri de aday olabilir” maddesinin dayatılması. Mişri, hem askerlerin hem de çifte vatandaşların seçimlere girmesine şiddetle karşı çıkıyor.

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

Libya'da halk yeniden sokaklarda... Kim, ne istiyor?

TRT

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ozanköy’de dün meydana gelen olayda, 45 yaşındaki anne C.C, temizlik yaptığı sırada gerekli tedbirleri almadığı ve yanında bulunan oğlu 4 yaşındaki Erven Cello Kadak’ın evin bahçesindeki havuza düşerek hayatını kaybettiği belirtildi.07 Kasım 2026 Cumartesi 16:03GÜNCEL

  • 2 naaşa daha ulaşıldı2 naaşa daha ulaşıldı

    Batık çevresindeki aramalarda iki naaşa ulaşıldı


  • Başbakanlık, batık çevresinde yürütülen dip arama çalışmalarında iki naaşa ulaşıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, batığın yaklaşık 1.07 Kasım 2026 Cumartesi 16:03GÜNCEL

  • Güzelyurt Sağlık Merkezi’nde sadece güvenlik varmışGüzelyurt Sağlık Merkezi’nde sadece güvenlik varmış

    06 Kasım 2026 Cuma 16:33GÜNCEL

  • İncirli: “CTP açık ara birinci partidir; seçimlerin tümüne hazırdır”İncirli: “CTP açık ara birinci partidir; seçimlerin tümüne hazırdır”

    Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, seçimlerin tümüne hazır olduklarını belirterek, hedeflerinin, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını güvenle yönettiği, ekonomik ve toplumsal gücünü geliştirdiği ve dünyayla bütünleştiği bi06 Kasım 2026 Cuma 15:58KIBRIS

  • Her avukat güvenilir değildir!Her avukat güvenilir değildir!

    07 Kasım 2026 Cumartesi 18:03GÜNCEL

  • Ölüme sürerken 259 insanın can güvenliği önceliğiniz değildi!Ölüme sürerken 259 insanın can güvenliği önceliğiniz değildi!

  • 07 Kasım 2026 Cumartesi 18:03GÜNCEL

  • Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…

    Rana Sarro yazdı 07 Kasım 2026 Cumartesi 18:03GÜNCEL

  • Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söylediBayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söyledi

    Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişinin hayatını kaybettiği kaza hakkında yolcular tarafından dile getirilen iddiaların inceleneceğini ifade etti.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Hemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiHemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti

    Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Birliği, dün yaşanan feribot faciasının, herkesin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, bir umut için hastanelere koşan, bir can için denize açılan, ambulansıyla yola çıkan, acil ve diğer servislerde sabahlayan07 Kasım 2026 Cumartesi 18:03GÜNCEL

  • GÜNCEL HABERLER


    Girne açıklarında yaşanan deniz felaketinin ardından07 Kasım 2026 Cumartesi 18:03GÜNCEL
  • “Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”“Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”

    Kamusen Başkanı Metin Atan, “Sorumluluk makamında bulunan kişi, kendi görev alanında yaşanan böylesine büyük bir facianın ardından ortaya çıkan tablo karşısında siyasi bedel ödemeyi de bilmelidir” açıklamasında bulundu.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Gemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeliGemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeli

    Yeni Kıbrıs Partisi, bir yolcu gemisinin bir yaz gününde limandan çıkışının hemen ardından su alıp yan yatmasının kader olamayacağını ve iddialara yanıt verilmesi gerektiğini kaydetti.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sunduAkpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sundu

    Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sundu.

    Akpınar, meydana gelen kazanın, yolcu taşımacılığında can güvenliği, teknik yeterlilik ve kamusal denet20 Eylül 2026 Pazar 15:28GÜNCEL

  • “Faciada ihmali bulunan herkesin makamına ve konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerek”“Faciada ihmali bulunan herkesin makamına ve konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerek”

    Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) ve Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, feribot faciasının bağımsız, şeffaf ve eksiksiz biçimde soruşturulmasını istedi.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:58GÜNCEL

  • “Olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını istiyoruz”“Olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını istiyoruz”

    Türk-Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı Girne açıklarında yaşanan gemi kazasıyla ilgili olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını talep etti.20 Eylül 2026 Pazar 15:13GÜNCEL

  • “Gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artış kabul edilemez”“Gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artış kabul edilemez”

    Başbakan Yardımcısı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Girne açıklarında yaşanan gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışın kabul edilemez olduğunu vurguladı.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Gemi kazası zanlıları aleyhine “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirildiGemi kazası zanlıları aleyhine “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirildi

    Girne açıklarında dün yaşanan ve sekiz kişinin hayatını kaybettiği gemi kazasıyla ilgili olarak bugün A.Ö., M.Ö., M.S., Z.Ö., M.G, S.E, K.K., V.H. ve R.İ. olmak üzere dokuz zanlı Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Özel, Başçeri ve Dinçyürek Nalbantoğlu Hastanesi’ni ziyaret ettiÖzel, Başçeri ve Dinçyürek Nalbantoğlu Hastanesi’ni ziyaret etti

    Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ni ziyaret etti.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Deniz felaketinde kurtarılan 19 kişinin tedavisi sürüyorDeniz felaketinde kurtarılan 19 kişinin tedavisi sürüyor

    Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olması sonucu meydana gelen deniz felaketinde yaralı olarak kurtarılanların birçoğu hastaneden taburcu oldu, 19 kişinin ise tedavisi sürüyor.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:48GÜNCEL