07 Kasım 2026
  • Lefkoşa12°C▼
  • Girne15°C
  • Mağusa12°C
  • İskele12°C
  • Güzelyurt10°C
  • Lefke12°C

İLETİŞİM BAŞKANI ALTUN: TERÖR ÖRGÜTÜ ETKİSİNİ VE GÜCÜNÜ YİTİRMİŞ DURUMDA

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, "Artık terör örgütünün sözde yöneticilerini kendilerini güvende hissettikleri yerlerde dahi etkisiz hale getirebiliyoruz. Geldiğimiz noktada terör örgütü, etkisini ve gücünü büyük ölçüde yitirmiş durumda" dedi.

İletişim Başkanı Altun: Terör örgütü etkisini ve gücünü yitirmiş durumda

13 Eylül 2022 Salı 13:23

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonunda Başkanlık ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen "Sessiz Direnişin Sembolü: Diyarbakır Anneleri" Sempozyumu'nun açılışında konuştu.

Bundan üç yıl önce Diyarbakır'da Hacire annenin, dağa kaçırılan oğlunu terör örgütü PKK'dan kurtarmak, evladını ellerinden alanlara hesap sormak için bir binanın camlarını kırdığını, esasında algılarla büyütülen ve asla gerçek bir karşılığı olmayan bir korku iklimini tuzla buz ettiğini anımsatan Altun, "Hepinizin bildiği üzere bu bina, HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binasıydı. Bu bina, Hacire anne ve daha nice aileleri evladından ayıran yerin kendisiydi." ifadesini kullandı.

Altun, Hacire annenin, bugüne kadar on binlerce ailenin ve çocuğun maruz bırakıldığı bir zulme "artık yeter" dediğini vurguladı.

Hacire annenin fitilini ateşlediği bu cesur ve onurlu direnişin dalga dalga büyüdüğünü, o günden bugüne herkesin hayatında, evlatları için zulme direnen, eli silahlı alçak bir örgüte karşı gözünü kırpmadan karşı duran anne ve babaların bulunduğunu belirten Altun, "İnanıyorum ki bu insanların verdikleri mücadele, sergiledikleri irade ve ortaya koydukları inanç, bir devrin sonunu getirecek; terör örgütünü bitirecek ve Türkiye'nin huzur iklimini güçlendirecektir." diye konuştu.

"40 yıllık süreçte on binlerce insanımızı terör örgütü yüzünden kaybettik"

Aileleri çocuklarından koparan, binlerce güvenlik görevlisini ve vatandaşı şehit eden, Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne kast eden hain terör örgütünün nasıl bir süreçte doğduğunu, palazlandığını hatırlamakta fayda olduğunu ifade eden Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dün 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümüydü. Hepimiz biliyoruz ki 12 Eylül darbesi ve onun sonuçları ülkemizin başına çok büyük sorunlar, çok büyük belalar getirdi. Demokrasi ayaklar altına alınırken, terör örgütleri ülkemizin başına musallat edildi. Darbe sonrası ortaya çıkan terör örgütleriyle bugüne kadar sürekli mücadele etmek durumunda kaldık. 1980'lerin başından bu yana zor bir süreç yaşadık. Uluslararası bağlantıları olan, küresel sistem içerisinde kimi ülkelerce alenen, kimilerince de gizli şekilde desteklenen bir terör örgütüyle mücadele ettik yıllarca. Sadece dağda teröristler değil, aynı zamanda kendini siyasal kılıf içerisinde kodlayan sivil görünümlü teröristler de toplumsal hayatı, siyaset sahnesini ne yazık ki terörize ettiler. 40 yıllık süreçte on binlerce insanımızı terör örgütü yüzünden kaybettik. Onulmaz acılar yaşadık. Ekonomik olarak büyük zarar gördük. Kalkınma ve gelişme hamlelerinde hep geç kaldık."

"Geldiğimiz noktada terör örgütü, etkisini ve gücünü yitirmiş durumda"

Bunlarla birlikte savunma sanayisi açısından yetersiz olunduğu için dış ülkelere her açıdan bağımlı halde kalındığını hatırlatan Altun, ülkenin ortaya koyduğu her atılım sürecinin, 12 Eylül darbesi sonrasında türeyen PKK'sından FETÖ'süne, terör örgütleriyle terör saldırılarıyla akamete uğratılmaya çalışıldığının altını çizdi.

Özellikle son 20 yılda terörle mücadelede sağlanan başarılarla Türkiye'nin bu terör belasından büyük ölçüde kurtulduğuna dikkati çeken Altun, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın 'terörü kaynağında kurutma' stratejisiyle, güvenlik güçlerimiz sınırlarımız içinde ve dışında etkin ve kararlı bir mücadele yürüttü, yürütmeye devam ediyor. Yurt içinde artık örgütün esamesi okunmuyor. Yurt dışında da teröristlere nefes aldırmıyor, örgütün ele başlarını tek tek etkisiz hale getiriyoruz. Hamdolsun savunma sanayimiz gelişti, güvenlik birimlerimizin kapasiteleri arttı, istihbarat alanında yetkinliğimiz büyüdü. Ekonomiden dış politikaya, savunma sanayiinden enerjiye, her alanda olduğu gibi terörle mücadelede de bağımsızlığımızı pekiştirdik. Böylece artık kimi devletlerin onayıyla ya da sağlayacağı imkanlarla değil, ne zaman istersek, ne zaman gerekli görürsek o zaman ve kendi geliştirdiğimiz imkanlarla operasyon yapan bir ülke haline geldik. Artık terör örgütünün sözde yöneticilerini kendilerini güvende hissettikleri yerlerde dahi etkisiz hale getirebiliyoruz. Geldiğimiz noktada terör örgütü, etkisini ve gücünü büyük ölçüde yitirmiş durumda."

Terör örgütünün yönetici kadrosundaki bu eksilmenin örgütün bitişini de hızlandırdığına işaret eden Altun, son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar, terör örgütünün kökü kazınana kadar da mücadelelerinin süreceğini bildirdi.

"Terör örgütü tarafından yönetilenlerin gerçek yüzlerini ortaya koymaktan asla çekinmeyeceğiz"

Fahrettin Altun, örgütün, kan kaybettikçe Türkiye'ye karşı yalan terörüne daha fazla başvurduğuna dikkati çekerek, "Elbette bu yalan terörüne, bu sistematik dezenformasyona karşı da kararlı bir mücadele içerisindeyiz. Bu mücadeleyi her platformda, ulusal ve uluslararası her ortamda canla başla biz yürütüyoruz. Bununla birlikte gerek terör örgütüyle gerekse de bunların sözde siyasal uzantılarıyla da mücadelemiz elbette devam ediyor. Terör örgütlerine meşruiyet kazandırma arayışı içerisinde olan kesimlerin kendilerini sözde 'demokrat' olarak sunmalarına asla müsaade etmeyeceğiz. İnsan hakları kılıfıyla PKK'yı savunanların iki yüzlülüklerini her zaman yüzlerine vuracağız. Toz kondurmadıkları terör örgütü tarafından yönetilenlerin gerçek yüzlerini ortaya koymaktan asla vazgeçmeyeceğiz." şeklinde konuştu.

"Hacire annenin başlattığı o cesur ve onurlu direnişe yüzlerce aile katıldı"

Türkiye'nin terörle mücadelede, savunma sanayiinde ve bağımsız politikalardaki kazanımlarının Türkiye'nin her bir vatandaşı için büyük bir gurur ve umut olduğuna işaret eden Altun, "Bu kazanımlar hiç kuşkusuz Diyarbakır annelerimize de umut ve cesaret aşılamıştır. Diyarbakır anneleri, devletimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kendilerinin yanında durmasının en büyük güçleri olduğunu her zaman ifade etmiştir. Bu güçle, Hacire annenin başlattığı o cesur ve onurlu direnişe yüzlerce aile katıldı. Türkiye'nin her yerinden kendilerine destek yağdı. Nice aileler çocuklarına kavuştu, niceleri de umutla bekleyişlerini, mücadelelerini, direnişlerini sürdürüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Diyarbakır'da başlayan bu direnişin ayrıca tüm bölgeye yayıldığını ve farklı illerde de aileleri, evlatları için nöbet tutmaya ittiğini dile getiren Altun, "Yüzlerce ailenin katıldığı evlat nöbetinde bugüne kadar 37 aile evladına kavuştu. Bu kavuşmaları, hiç kuşkusuz bu ailelerin iradesi, sabrı ve evlatlarına duydukları hasret sağladı. İşte bu annelerden biri olan Sayın Ayşegül Biçer Hanımefendi de bugün bizimle birlikte. O, kendisinin ifadesiyle oğlunu PKK'dan 'söke söke' aldı. Ben mücadelesi, azmi ve sabrı dolayısıyla kendisini tebrik ediyorum. Temenni ederim ki bütün bekleyen aileler evlatlarıyla tekrar kucaklaşsın." dedi.

"Onlar başardıkça, Türkiye'ye ayak bağı olanlar deliye dönüyor"

Düzenlenen sempozyumun da bu anne ve babaların mücadelesine saygı ifadesi olduğunu aktaran Altun, ailelerin direnişini doğru anlamanın, hakkıyla değerlendirmenin ve bunun için gerekeni yapmanın son derece önemli olduğunu vurguladı.

"Dünyada eşine az rastlanır bir mücadele veren ailelerimizi yalnız bırakmamamız ve her alanda verebileceğimiz her türlü desteği vermemiz gerekiyor." diyen Altun, medyada, siyasette, akademide, edebiyat ve sanat çevrelerinde, sivil toplumda Diyarbakır annelerini, evlatları için nöbet tutan aileleri yalnız bırakmamak, onların sesine ses olmak gerektiğini anlattı.

Diyarbakır annelerinin kazanımlarının Türkiye'nin huzuru ve barışı için de bir kazanım olacağına dikkati çeken Altun, şöyle devam etti:

"Emin olun onlar başardıkça, sayıları artıkça, güçlendikçe ve sonuç alıp evlatlarına kavuştukça, Türkiye'ye ayak bağı olan bu lanet terör örgütü mensupları ve onların siyasi uzantıları deliye dönecek. Yine emin olun ki ne ülke içinde ne de küresel sistem içerisindeki hiçbir güç, bu annelerin yüreğini yenemez. Bu söylediklerimin sonucunu, kanıtını son üç yıldır bütün dünya görüyor. Hepimiz bu sürecin tanığıyız. Evlatlarına kavuşan aileler bunun en değerli ispatıdır. Teröre karşı verdiğimiz mücadelemizde annelerin direnişinin de önemli bir yeri olduğunu hepimiz çok açık görüyoruz. Biz de dünyanın neresine gidersek gidelim, evlatları için nöbet bekleyen bu annelerin ve ailelerin haklı direnişini anlatıyoruz. Bütün uluslararası platformlarda bu kutlu direnişi farklı dillerde anlatmaya, ortaya koymaya gayret gösteriyoruz. Terör örgütü PKK'nın çocukları ve kadınları nasıl istismar ettiğini kanıtlarıyla ortaya koyuyoruz. PKK ve uzantılarının gerçek yüzünü tüm dünyaya anlatmaya devam edeceğiz."

"Bir kesim bu anneleri görmezden gelebilecek kadar vicdanlarını yitirmiş"

Fahrettin Altun, terör örgütünce evlatlarından koparılan ailelerin böylesi bir mücadele ortaya koyarken, yürekleri bu annelerle çarpan milyonlarca insanın, onların evlatlarına kavuşmaları için dua ederken ne yazık ki bir kesimin de bu anneleri görmezden gelebilecek kadar vicdanlarını, insaniyetlerini yitirmiş bir tavır içinde olduğunu vurguladı.

Terör örgütünün siyasi payandası olan siyasi partinin, elbette varoluşunun gereğini yaptığını, onların bu yok sayışlarının anlaşılabileceğini söyleyen Altun, bu siyasi partiden başka türlü davranmasının beklenemeyeceğini belirtti.

Adeta "çocukları terör örgütüne yollama merkezi" haline gelen, parti binalarında siyaset yerine düşmanlık üreten bu yapılardan bir beklentileri olmadığını ifade eden Altun, şu değerlendirmede bulundu:

"Ancak kendisini bu ülkenin muhalefeti olarak kodlayanların, siyasi pragmatizm uğruna dünyanın en meşru, en saf, en vicdani alanı olan anne yüreğini dışlamalarını, yok saymalarını ve hatta reddetmelerini en net şekilde kınıyorum. Kimi siyasetçilerin, 40 yıldır kanımızı emen bu terör örgütüne ve uzantılarına karşı milli bir duruşları yok. Buradan sormak istiyorum. Nasıl olur da elleri kınalı askerlerimizi şehit eden, gençlerimizi, çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, işçilerimizi katleden, şehirlerde insanlarımızı bombalarla parçalayan bu vahşi terör örgütüne karşı direnen bu anneleri görmezden gelirsiniz? Nasıl olur da bu annelerin evlatlarına kavuşmaları için onları açık yüreklilikle desteklemezsiniz? Nasıl olur da bunca yıldır bu terör örgütüne karşı açık ve net bir tavır ortaya koymazsınız? Nasıl olur da Türkiye'nin geleceğini çalan, ekonomik olarak hak ettiğimiz yerde olmamıza engel olan, huzurumuza ve kalkınmamıza ket vuran bu terör örgütüyle mücadele eden devletimizin yanında durmazsınız? Nasıl bir vicdani, ahlaki, etik ve insani değerler sisteminden geçtiniz ki annelerin sabırla büyüttüğü bir mücadeleye siz kayıtsız kalabiliyorsunuz, hatta bu mücadeleyi itibarsızlaştırmak için çalışabiliyorsunuz?"

"Milli meselelerde milli duruş sergileyemeyenlerin yaşayacakları şey hezimet olacak"

Dünyada eşi benzeri olmayan bir durumla karşı karşıya olunduğunu aktaran Altun, hiçbir medeni ülkede böyle bir yaklaşımı görmenin mümkün olmadığını söyledi.

Altun, "Milli meselelerde milli duruş sergileyemeyenlerin siyasal ve toplumsal meşruiyet bakımından eninde sonunda yaşayacakları şey hezimet olacaktır. Ancak maalesef ülkemizde bu anlamda kat etmemiz gereken çok yol var. Bununla birlikte demokratik siyaseti ve demokrasiyi içselleştiremeyenlerin terörden, darbelerden, muhtıralardan ve milli iradeyi yok sayan operasyonlardan medet ummalarına karşı artık sesimiz dünden bugün itibarıyla çok daha gür çıkıyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin sivil siyaset, demokrasi ve kalkınma bakımından geldiği noktaya işaret eden Altun, "Bu atılımlarla ülkemiz hamdolsun terörle mücadeleden savunma sanayine, diplomasiden enerjiye, sağlıktan eğitime tüm alanlarda tarih yazıyor. İnanıyorum ki tarih, Diyarbakır annelerinin bu büyük mübarek, kutlu mücadelesini de yazacaktır. İşte o gün, Diyarbakır annelerine destek vermeyenler, onları yok sayanlar tarih sahnesinde utançla anılacaklardır." şeklinde konuştu.

"İnanıyorum ki popüler kültürün her öğesinde, bu mücadele daha fazla yer bulacaktır."

Evlatları için nöbet bekleyen ailelerin sivil direnişini güçlendirmek ve sonuç almalarını sağlamanın medyanın da bir görevi olduğunu hatırlatan Altun, şöyle devam etti:

"Zira toplumsal destek sağlamanın ve sözü büyütmenin en etkili aracı hiç kuşkusuz medya araçlarıdır. Gerek basın dünyamızın gerekse de sosyal medyadaki bireysel kullanıcıların bu alana yönelik sürekli ve istikrarlı yaklaşımlarının olmasını son derece önemli, değerli buluyorum. Bıkmadan usanmadan bekleyen bu anneler sadece kendileri için değil, hepimiz için bir direniş alanı oluşturmuş durumdalar. Hepimizin huzuru ve çocuklarımızın geleceği için orada 1105 gündür sabırla bekliyorlar. Orada onlarla sabırla bekleyen ve bu konuyu sürekli gündemde tutan medya mensuplarımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki popüler kültürün her öğesinde, edebiyatta, sanatta, sinemada ve diğer tüm alanlarda bu mücadele daha fazla yer bulacaktır."

Dördüncü yılına giren bu mücadelede gece gündüz nöbet bekleyen anne babaların, evlatlarını bu eli kanlı terör örgütünden almaya çalışırken, aynı zamanda bu terör örgütüne alan açan, destek veren küresel güçlere de bir mesaj verdiğini ifade eden Altun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Bir avuç marjinale meşruiyet sağlamaya çalışan, milyarlarca dolar harcayarak onları dünyaya kabullendirmeye uğraşan, sözde kantonlar kurduran küresel güçlere net bir mesaj veriyorlar. Ve 'yenileceksiniz' diyorlar. Ne kadar güçlü olursanız olun annelerin yüreklerine karşı koyamazsınız. Dünyada hiçbir güç, hiçbir sistem anne yüreği kadar güçlü olamaz, meşru olamaz, saf olamaz ve etkili olamaz."

TRT

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ozanköy’de dün meydana gelen olayda, 45 yaşındaki anne C.C, temizlik yaptığı sırada gerekli tedbirleri almadığı ve yanında bulunan oğlu 4 yaşındaki Erven Cello Kadak’ın evin bahçesindeki havuza düşerek hayatını kaybettiği belirtildi.05 Kasım 2026 Perşembe 15:53GÜNCEL

  • 2 naaşa daha ulaşıldı2 naaşa daha ulaşıldı

    Batık çevresindeki aramalarda iki naaşa ulaşıldı


  • Başbakanlık, batık çevresinde yürütülen dip arama çalışmalarında iki naaşa ulaşıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, batığın yaklaşık 1.05 Kasım 2026 Perşembe 15:53GÜNCEL

  • Güzelyurt Sağlık Merkezi’nde sadece güvenlik varmışGüzelyurt Sağlık Merkezi’nde sadece güvenlik varmış

    06 Kasım 2026 Cuma 16:33GÜNCEL

  • İncirli: “CTP açık ara birinci partidir; seçimlerin tümüne hazırdır”İncirli: “CTP açık ara birinci partidir; seçimlerin tümüne hazırdır”

    Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, seçimlerin tümüne hazır olduklarını belirterek, hedeflerinin, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını güvenle yönettiği, ekonomik ve toplumsal gücünü geliştirdiği ve dünyayla bütünleştiği bi06 Kasım 2026 Cuma 15:58KIBRIS

  • Her avukat güvenilir değildir!Her avukat güvenilir değildir!

    05 Kasım 2026 Perşembe 17:53GÜNCEL

  • Ölüme sürerken 259 insanın can güvenliği önceliğiniz değildi!Ölüme sürerken 259 insanın can güvenliği önceliğiniz değildi!

  • 05 Kasım 2026 Perşembe 17:53GÜNCEL

  • Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…

    Rana Sarro yazdı 05 Kasım 2026 Perşembe 17:53GÜNCEL

  • Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söylediBayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söyledi

    Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişinin hayatını kaybettiği kaza hakkında yolcular tarafından dile getirilen iddiaların inceleneceğini ifade etti.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Hemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiHemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti

    Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Birliği, dün yaşanan feribot faciasının, herkesin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, bir umut için hastanelere koşan, bir can için denize açılan, ambulansıyla yola çıkan, acil ve diğer servislerde sabahlayan05 Kasım 2026 Perşembe 17:53GÜNCEL

  • GÜNCEL HABERLER


    Girne açıklarında yaşanan deniz felaketinin ardından05 Kasım 2026 Perşembe 17:53GÜNCEL
  • “Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”“Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”

    Kamusen Başkanı Metin Atan, “Sorumluluk makamında bulunan kişi, kendi görev alanında yaşanan böylesine büyük bir facianın ardından ortaya çıkan tablo karşısında siyasi bedel ödemeyi de bilmelidir” açıklamasında bulundu.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Gemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeliGemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeli

    Yeni Kıbrıs Partisi, bir yolcu gemisinin bir yaz gününde limandan çıkışının hemen ardından su alıp yan yatmasının kader olamayacağını ve iddialara yanıt verilmesi gerektiğini kaydetti.26 Eylül 2026 Cumartesi 15:58GÜNCEL

  • Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sunduAkpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sundu

    Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sundu.

    Akpınar, meydana gelen kazanın, yolcu taşımacılığında can güvenliği, teknik yeterlilik ve kamusal denet20 Eylül 2026 Pazar 15:28GÜNCEL

  • “Faciada ihmali bulunan herkesin makamına ve konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerek”“Faciada ihmali bulunan herkesin makamına ve konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerek”

    Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) ve Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, feribot faciasının bağımsız, şeffaf ve eksiksiz biçimde soruşturulmasını istedi.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:58GÜNCEL

  • “Olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını istiyoruz”“Olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını istiyoruz”

    Türk-Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı Girne açıklarında yaşanan gemi kazasıyla ilgili olayın tüm yönleriyle araştırılmasını ve sorumluların gereken en ağır cezayı almasını talep etti.20 Eylül 2026 Pazar 15:13GÜNCEL

  • “Gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artış kabul edilemez”“Gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artış kabul edilemez”

    Başbakan Yardımcısı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Girne açıklarında yaşanan gemi faciası ardından hava yolu bilet fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışın kabul edilemez olduğunu vurguladı.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Gemi kazası zanlıları aleyhine “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirildiGemi kazası zanlıları aleyhine “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirildi

    Girne açıklarında dün yaşanan ve sekiz kişinin hayatını kaybettiği gemi kazasıyla ilgili olarak bugün A.Ö., M.Ö., M.S., Z.Ö., M.G, S.E, K.K., V.H. ve R.İ. olmak üzere dokuz zanlı Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Özel, Başçeri ve Dinçyürek Nalbantoğlu Hastanesi’ni ziyaret ettiÖzel, Başçeri ve Dinçyürek Nalbantoğlu Hastanesi’ni ziyaret etti

    Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ni ziyaret etti.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:53GÜNCEL

  • Deniz felaketinde kurtarılan 19 kişinin tedavisi sürüyorDeniz felaketinde kurtarılan 19 kişinin tedavisi sürüyor

    Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olması sonucu meydana gelen deniz felaketinde yaralı olarak kurtarılanların birçoğu hastaneden taburcu oldu, 19 kişinin ise tedavisi sürüyor.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:48GÜNCEL