DİKKATSİZLİK Mİ “GÜNDÜZ DÜŞÜ” MÜ?
Gündelik yaşamın yoğun temposu, çok fazla düşünmek veya hayallere dalıp gitmek… Bütün bunlar insanları bazen etrafında olup biteni göremeyecek kadar meşgul ediyor. İşin içine bir de sanal dünya girince, yaklaşmakta olan bir treni bile fark etmeyenler olab

10 Ekim 2022 Pazartesi 10:53
Hiç başınızdaki gözlüğü dakikalarca aradığınız, yazdığınız mesajı yanlış kişilere gönderdiğiniz, yapmayı düşündüğümüz şeyin tam tersini yaptığınız oldu mu? Başınıza gelmediyse de sosyal medyada dalgınlıkla yapılan kazaların videolarına rastlamışsınızdır. Uzmanlar çoğunlukla dikkatsizlikle bağdaştırılan bu tür durumların bir nedeninin de “gündüz düşleri” olduğu görüşünde.
Ancak çoğu zaman gülümseten anlara yol açan bu ufak dalgınlıklar, ciddi kazalara da yol açabiliyor. Tıpkı geçtiğimiz günlerde Samsun’da meydana gelen kaza gibi…
Kulaklıklarıyla yürüyen bir genç, etrafına hiç bakmadan tramvay yoluna giriyor. O sırada ona doğru yaklaşan bir tren olduğunu fark edemeyecek kadar odaklanmış görünüyor. Ancak tren ona çarptığında nerede olduğunu fark ediyor. Peki, 18 yaşında bir genç neden gerçek hayattan bu kadar uzaklaşıyor?
Haberlerde sıkça duyulan bir cümle: “Dikkatsizlik kazaya yol açtı.” Peki bu kazaların tek nedeni dikkatsizlik mi yoksa gerçek hayattan koparak hayal alemine dalmak da nedenlerden biri mi? Sosyal medya ve gelişen teknolojik ürünler bizi gündüz düşleri kurmaya mı sevk ediyor? Bu soruları Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’a yönelttik.
Her insan bazen hayal kurmak, içine kapanmak, dış dünya ile bağları bir süreliğine de olsa koparmak ihtiyacı duyabilir. Ancak bunların yer, zaman ve dozu hayati önem taşıyor. Ölümcül kazalara yol açmasının önüne geçmek için ise oldukça dikkatli olmak gerekiyor.
Hayatın acı veren, nahoş taraflarıyla baş edebilsek de, Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’a göre elimizden bir şey gelmediği durumlarda hayal dünyamız bize aradığımız kaçış yerini sunuyor.
Hayal dünyasına dalmanın dozu aştığı duruma ‘Maladaptive Daydreaming’ (Uyumsuz Hayal Kurma) deniyor. Prof. Dr. Dilbaz bunu şöyle açıklıyor:
“Buna Latincedeki adıyla ‘Maladaptive Daydreaming’ diyoruz. Yani sürekli hayal kurmayla ilgili. Genellikle kişiler, yaşadığı gerçeklikten çıkarak, gerçek dünyadaki işlerini aksatarak hayal dünyalarına gömülürler. Aslında olup bitenin farkındalar, bunun hayal olduğunu biliyorlar.Ama hayal kurmak o kadar zevk veriyor ki bazen insanlar gerçek hayat yerine hayalleri tercih ediyor olabiliyorlar.”
Kontrolü elden bırakmak özellikle dış mekanlarda, tehdit oluşturabilecek pek çok faktörle çevriliyken oldukça riskli olabilir. Bu durumu ‘hayallerin kontrolden çıkması’ olarak değerlendiren Prof. Dr. Dilbaz, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bu şizofreni gibi bir hastalık değil. Tamamen uyumu olmayan bir ‘gün içinde hayal kurma’... Yani hayallerin kontrolden çıkması diyebiliriz. Fiziksel, gerçek dünyanın içindesiniz ama gerçek dünyanın içinde değilmişsiniz gibi düşündüğünüz yani sürekli hayal dünyasında olduğunuz için gerçek dünyada yapmanız gerekenlerden uzak kalmış olduğunuz bir evre.”
Düşlere dalmak yaşamla olan uyumunuzu bozabilir
Hayal dünyasında gerçeklik dilendiği gibi kurgulanabiliyor. Dolayısıyla da yaşama dair acı tatlı detayları kabul etmek, onlarla yüzleşmek zor geldiğinde hayal dünyasına gömülmek tercih edilebiliyor.
Prof. Dr. Dilbaz da bu duruma dikkat çekerek, her şeyin farkında olarak bunu sürdürmeye devam etme halini anlatıyor.
“Saatlerce yalnız başınıza hayaller kurabiliyorsunuz. Mevcut durumda çok mutsuzsanız gülümseten, kendinizi mutlu hissettiren hikayeler üretiyorsunuz. Ama bu sırada o mutsuz veya olumsuz olayla ilgili hiçbir şey yapmamış oluyorsunuz. Yani aslında bir biçimde yaşamla ilgili uyumunuzu bozuyor. Yani hikayelerin arasında hayallerin arasında yaşayarak, onların arasında kaybolmuş oluyorsunuz aslında. Önemli olan nokta da bu. Hayal kuran kişi hayali yaşadığının farkında ama buna rağmen onu yapmaya devam ediyor.”
Başarmadan başarmak
‘Gündüz düşlerinin’ yaşamla ilgili olumsuz etkilerinden biri de, başarmak istediğimiz bir konuda herhangi bir çaba göstermememize rağmen, hayal dünyasında kendimizi onu başarmış saymamız. Sanal dünya da bazen bu inancımızı destekler nitelikte…
Prof. Dr. Dilbaz bu gibi durumlarda sanal dünyanın etkilerine şöyle değiniyor:
“Bu kişiler gerçek dünyada sorunlarla baş edemediği zaman onu hayal dünyasına çekiyor ya da olmak veya başarmak istediği şey için emek vermediğinde onu hayal dünyasında başarmış gibi yaşıyor. Sanal dünya o kadar çok olmayan bir şeyleri anında varmış gibi yaşamamızı sağlıyor ki… Oyunun içindeyken oyunun muhteşem kumandanı olabiliyorsunuz ya da sosyal medyaya baktığınızda herkesi çok mutlu çok fazla şey başarıyormuş gibi düşünüp kendinizi başarısız hissedip sonra hayallerin arasına dalıyorsunuz.”
“Müzik dinlemekle hayali eşleştirebiliyoruz”
Son yıllarda artan sosyal medya kullanımı demek, sanal mecralarda geçirilen zamanın da artması anlamına geliyor. Bu mecralar yeni bağımlılıklara yol açıyor. Bazen hayattan koparacak kadar içine sürüklendiğimiz bu anlarda yaşanan aksilikler de yaygınlaşıyor.
Sadece sanal dünya değil, müziğin de hayal kurmayı tetikleyen bir gücü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dilbaz, hayal dünyasına çok fazla dalıp giden kişiler için müzik dinlemeye belirli periyodlarda ara vermeyi öneriyor. Samsun'da meydana gelen kaza örneğini vererek sözlerini sürdürüyor:
“O sırada o kişi bizim gördüğümüz kadarıyla rayların üzerinde yürüyor ve tramvay yaklaşıyor. Ancak o sırada ona göre, rayların üstünde değil ve tramvay ona doğru yaklaşmıyor. Tamamen farklı bir an yaşıyor. Müzik bunu çok fazla tetikleyebiliyor. Müzik dinlemekle hayali eşleştirebiliyoruz. Hatta bu durumdan kurtulmak için sıklıkla müzik dinlemeye bir süre ara vermeyi öneriyoruz. Çünkü müziğin bu hastalığı tetiklediği düşünülebiliyor. Hayatınızı kontrol altına almalısınız diyoruz. Orada görünen de o… O sırada bedeni orada, ama kendisi, ruh dünyası, düşünceleri, duyguları orada değil. Farklı bir alemde yaşıyor o sırada. Bir şey görmesi duyması mümkün değil.”



TRT
GALERİLER
16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Belki bir kez daha Yaradan’ın hikmetini hatırlarız…Rana Sarro yazdı 16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, alabora olan gemiyle ilgili iddiaların araştırılacağını söylediBayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarında yolcu gemisinin alabora olması sonucu 8 kişinin hayatını kaybettiği kaza hakkında yolcular tarafından dile getirilen iddiaların inceleneceğini ifade etti.16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Hemşireler ve Ebeler Birliği, feribot faciası sonrası görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ettiKıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Birliği, dün yaşanan feribot faciasının, herkesin yüreğinde derin bir yara açtığını belirterek, bir umut için hastanelere koşan, bir can için denize açılan, ambulansıyla yola çıkan, acil ve diğer servislerde sabahlayan16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Gemi kazasında kayıp olan 18 vatandaş için arama kurtarma çalışmaları ikinci günündeGirne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin alabora olması sonucu meydana gelen deniz felaketinin ardından, kayıp 18 kişiyi arama kurtarma çalışmaları ikinci gününde devam ediyor.
Girne açıklarında yaşanan deniz felaketinin ardından16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
“Sorumluluk makamında oturanlar, artık bedel ödemeyi de bilmelidir”Kamusen Başkanı Metin Atan, “Sorumluluk makamında bulunan kişi, kendi görev alanında yaşanan böylesine büyük bir facianın ardından ortaya çıkan tablo karşısında siyasi bedel ödemeyi de bilmelidir” açıklamasında bulundu.16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Gemi kazasıyla ilgili iddialara yanıt verilmeliYeni Kıbrıs Partisi, bir yolcu gemisinin bir yaz gününde limandan çıkışının hemen ardından su alıp yan yatmasının kader olamayacağını ve iddialara yanıt verilmesi gerektiğini kaydetti.16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sunduDemokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, gemi kazasıyla ilgili Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru sundu.
Akpınar, meydana gelen kazanın, yolcu taşımacılığında can güvenliği, teknik yeterlilik ve kamusal denet16 Eylül 2026 Çarşamba 15:13GÜNCEL
“Faciada ihmali bulunan herkesin makamına ve konumuna bakılmaksızın hesap vermesi gerek”Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) ve Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, feribot faciasının bağımsız, şeffaf ve eksiksiz biçimde soruşturulmasını istedi.31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:58GÜNCEL



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.