• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • Lefkoşa 26 °C
  • Girne 26 °C
  • Mağusa 26 °C
  • İskele 26 °C
  • Güzelyurt 23 °C
  • Lefke 26 °C
  • Mağusa’nın yeni yüzü CORNER PARK PROJESİ
  • Mağusa’nın yeni yüzü CORNER PARK PROJESİ

'IŞİD konvoyunu vurmak zorunda kaldık'

'IŞİD konvoyunu vurmak zorunda kaldık'
Dışişleri Bakanı Davutoğlu "IŞİD konvoyunu vurmak zorunda kaldık. Suriye'deki duruma müdahale etmemek için çok temkinli davrandık ama tehdit bize doğru...

Dışişleri Bakanı Davutoğlu "IŞİD konvoyunu vurmak zorunda kaldık. Suriye'deki duruma müdahale etmemek için çok temkinli davrandık ama tehdit bize doğru yaklaşıyor" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Türkiye, IŞİD'e ait bir konvoyu vurmak zorunda kaldı. Bugüne kadar Suriye'de olan herhangi bir duruma müdahale etmemek için çok temkinli davrandık ama tehdit

bize doğru yaklaşıyor" dedi.

50. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında düzenlenen Ortadoğu konulu panelde konuşan Davutoğlu, uluslararası güvenliğin ulusal, bölgesel ve uluslararası boyutlarının olduğunu söyledi.

"Bugün üç tehdit var. Aşırılık, mezhepçilik ve etnik-milliyetçilik ile kimyasal ya da nükleer kitle imha silahları. Her üçüyle ilgili olarak önümüzde büyük riskler var" diyen Davutoğlu, bu tehditlerin yalnızca bölge ülkelerini değil, tüm dünya için tehlike oluşturduğunu vurguladı.

Ahmet  Davutoğlu, "Hepimiz, bölge ülkeleri, liderler, uluslararası toplum iyi düşünmeliyiz. İki kez değil, 100 kez düşünmeliyiz. Nereye gidiyoruz?  Eğer Suriye'de rejimin aç bırakma stratejisi nedeniyle ölmekte olan insanları korumuyorsak, sırada ne var?” dedi.

Aşırılıkların, terörizmin yükselmesinin herkes için tehdit olduğunu vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, IŞİD'e ait bir konvoyu vurmak zorunda kaldı. Bugüne kadar Suriye'de olan herhangi bir duruma müdahale etmemek için çok temkinli davrandık ama tehdit bize doğru yaklaşıyor. Bu yaşananların sorumlusu kimdir? Bunun sorumlusu Beşşar Esed rejimidir. Çünkü böyle bir boşluğu, böyle bir belayı onlar yaratmıştır."

Davutoğlu, Suriye konusunda BM’nin derhal harekete geçmesi gerektiğini vurgulayarak, "Eğer BM’nin görevi uluslararası güvenlik, barış ve istikrarı korumak ise bunu yapmak için en doğru zaman şimdidir. Şimdi korumayacaksa, ne zaman koruyacak" dedi.

Türkiye’nin Suriye’de iç savaşa siyasi çözüm arayan Cenevre-2 Konferansı'nı desteklediğini belirten Davutoğlu, Cenevre'de yapılan ilk tur görüşmelerde Esed rejiminin takındığı tavrı sert bir dille eleştirdi. "Cenvere-2'nin iki hedefinden biri olan, insani yardım konusunda başarı sağlanmadı” diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"İkinci hedef, Cenevre-1 doğrultusunda geçiş yönetimi kurulmasıydı. Bu konuda da rejim bir kez için bile geçiş yönetimini müzakere etmeyi istediğinden söz etmedi. Hala hiç kimseden hesap sorulmuyor. Hala hiç kimse şunu sorgulamıyor. Biz Cenevre'ye neden gittik? Hepimiz oraya gittik. Peki ya sonuç ne oldu? Bu soruyu sormamız gerekiyor."

Panelde katılımcıların Ortadoğu ve dış politika konularındaki sorularını da yanıtlayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye'de kimyasal silahla düzenlenen saldırının sorumlularının hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

Kimyasal silahların yüzde 5’i teslim edilmiştir

"Bir suç işlenmiştir. Bu konuda hiçbir şüphe yok. Bu suçu işleyenlerden hesap sorulmalıdır" diyen Davutoğlu, rejimin elindeki kimyasal silahların imha edilecek olmasının önemli olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını belirtti. Bakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Düşünün, bir katil birisini öldürdüğünde, 'cinayeti işlediğim silahımı teslim ediyorum' dediğinde, bu onu masum yapar mı?  Silahını teslim etmesi onu masum yapar mı? Hayır. Bu suç işlenmiştir. ABD kaynaklarına göre bugüne kadar kimyasal silahların yüzde 5’i teslim edilmiştir. Yüzde 95’i bile teslim edilmiş olsa geriye kalan yüzde 5’lik kısım, yüz binlerce kişiyi öldürebilir.”

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir soru üzerine, Ortadoğu’da şu an yaşanmakta olan olumsuz gelişmelere karşın, bölgenin geleceği konusunda iyimser olduğunu vurgulayarak, "Bazılarının yaptığı gibi Ortadoğu’nun yüzyıllar boyunca bir ihtilaflar bölgesi olarak kalmaya devam edeceğini iddia etmek aslında bir tür neo-oryantalizm" dedi.

Bizim namusumuz

Ahmet Davutoğlu, Almanya'nın Münih kentinde Avrupalı Türk Demokratlar Birliğinin (UETD) düzenlediği etkinlikte de bir konuşma yaptı.

"Şucular, bucular" diye Türk halkının arasına fitne koymak isteyenlerin olabileceğini söyleyen Davutoğlu, şunları söyledi:

''Türkiye için tüm vatandaşlar aynıdır kimse diğerinden farklı muamele görmez. Ne yaparsa yapsınlar. Hakaret edenin bile ben Dışişleri Bakanıyım. Onun çocuklarının, eşinin namusu da bizim namusumuzdur ona sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur bize hakaret etse bile. O hakaretin hesabını hem dünyada hem ahirette sorarız o ayrı bir şey. Ama biz  vatandaşımızın her birini göz bebeğimiz gibi görürüz. Ama bu vatandaşların huzurunu bozmak isteyen çok küçük bir örgüt de olsa paralel yapı da olsa devletin içinde kimsenin halkın iradesine nüfuz etmesine bir dakika bile müsaade etmeyiz. Devlet devlettir. Bu anlamda milletten emaneti alan hükümet de bu ülkenin geleceği belirleme hakkında sahiptir. Yanlış olan her şeyin hesabı verilir ama devlet zaafa uğratılmaz, devlet zeval içinde gösterilmez. Bunun gereğini yapacağız.''

Güçlü demokrasiyi güçlendirerek yola devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, halkın iradesiyle gelen iktidarı bir daha kimsenin başka bir iradeyle iktidardan uzaklaştıramayacağını belirtti.

Türkiye'de yaşananların bir kısmının çözüm sürecini baltalamaya yönelik girişimler olduğunu dile getiren Ahmet Davutoğlu, ''Çözüm süreci açılım adımları da aynı hızla devam edecek bundan kimsenin şüphesi olmasın'' ifadesini kullandı.

Türkiye'nin katettiği mesafeyi, belki de en fazla yurt dışındaki Türklerin bilebileceğini ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"Anadolu'da  bir acı, bir sızı olsa herhangi bir şekilde yüreğimize acı düşse biliriz ki Anadolu'daki 75 milyondan daha fazla belki sizlerin yüreğinize ateşler düşer. Bunun farkındayız. Yine Anadolu'da Trakya'da ülkemizin bir köşesinde güzel bir haber olduğunda önce siz hissedersiniz. Yönünüz hep Anadolu'ya doğru bakar ve oradan gelen her rüzgarda, her esintide güzel bir haber olsun istersiniz. O bakımdan bir dışişleri bakanı olarak beni en fazla duygulandıran en fazla teşvik eden geleceğe yönelik olarak en fazla ümit duymama vesile olan husus yurt dışına çıktığımızda sizlerin gözünde gördüğümüz aşk şevk, yüreğinizdeki muhabbettir.  Allah bu muhabbetinizi daim etsin."

Bizim milletimiz vakurdur

"Son 10 yılda içinde daha önceki dönemlere göre, bu sokaklarda Münih sokaklarında, Berlin sokaklarında ,Avrupa'nın her köşesinde dolaşırken başınız daha dik mi? Gururla ben Türkiye’den geldim ve arkamda güçlü bir ülke var diyor musunuz? Geleceğe ülkenizle ilgili daha ümit var bir şekilde bakıyor musunuz" sorularına salondakilerden  "Evet" karşılığını alan Bakan Davutoğlu, "İşte bu 'Evet'lerdir geleceği belirleyecek olanlar. Ne bazı gösterileri bahane ederek Türkiye hakkında yapılan propagandalardır  ne de verilen karamsar düşüncelerdir.  Israrla söylüyorum ileride 10, 20, 30 yıl sonra hatırlayacak olanlar emin olunuz geriye dönüp baktıklarında bazılarının arzu ettiği gibi Gezi olaylarını ya da 17 Aralık'ta başlayan bazı manipülasyonları hatırlamayacaklar. Onlar aynı 60’lı 70’lı yıllardaki öğrenci olayları gibi hatırlanacak" değerlendirmesini yaptı.

Özgüven devrimi

16 Aralık'ta geri kabul ve vize anlaşmasının imzalandığını anımsatan Bakan Davutoğlu, en geç 3-3,5 yıl içinde Türk vatandaşlarının Avrupa’ya vizesiz olarak gireceklerini belirtti.

"Birileri istedi ki 2013'te yapılan bu manipülasyonlarla Türkiye’nin bu yükselişinin önüne geçilebilsin. Türkiye’nin son 10 yıl içinde gerçekleştirdiği kazanımlar geri götürülebilsin. Ama hiç kimse ümit etmesin. Bir kere tarih bu şekilde akmaya başladığı zaman bu milletin attığı adımları geriye götürmeye hiç kimsenin gücü yetmez’’ ifadesini kullanan Bakan Davutoğlu, ulaştırma, sağlık, eğitim, tarım başta olmak üzere her alanda devrim niteliğinde çalışmaların gerçekleştirildiğini aktardı.

"Özgüven devrimi" de gerçekleştiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"10 yıl içinde biz en büyük kazanımları burada elde ettik. Artık iş adamları daha büyük düşünüyorlar. Öğrencilerimiz daha  büyük hedefler koyuyorlar. Bürokratlar daha ileri bakıyorlar. Sanatçılarımız akademisyenlerimiz büyük özgüven içinde. Kendi ülkesine güvenmenin getirdiği bir gurur var. Son dönemde yaşananlarla bu özgüvenimizi yıkmak istediler. İstediler ki bizler karalar bağlayalım karamsarlaşalım kötümserleşelim ve geleceğe umutla bakmayalım. İşte buradan bir kez daha söylüyoruz: Bir kez bu millet tarih içinde yürüyüşe geçmişse onu kimse durduramaz."

AA

Diğer Haberler
  • Bayram tatili kaç gün?16 Ağustos 2017 Çarşamba 11:04
  • Hükümet memura zam teklifini açıkladı14 Ağustos 2017 Pazartesi 15:30
  • 35 gazeteci hakkında gözaltı kararı!10 Ağustos 2017 Perşembe 09:59
  • 2017 LYS tercih sonuçları açıklandı09 Ağustos 2017 Çarşamba 00:56
  • Bodrum'da korkutan deprem!08 Ağustos 2017 Salı 13:08
  • Cenk Eren'e KKTC yurttaşlığı07 Ağustos 2017 Pazartesi 15:25
  • TSK'da kurmaylık sistemine 'FETÖ'yle mücadele' neşteri07 Ağustos 2017 Pazartesi 10:17
  • ÖSYM tercih sonuçlarını ne zaman açıklanacak?04 Ağustos 2017 Cuma 18:27
  • Çocuklar Duymasın'a FETÖ soruşturması03 Ağustos 2017 Perşembe 15:02
  • Türkiye-AB toplantısına Kıbrıs sorunu damgasını vurdu26 Temmuz 2017 Çarşamba 13:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Ada Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05488904615