• BIST 108.615
  • Altın 145,221
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • Lefkoşa 26 °C
  • Girne 26 °C
  • Mağusa 26 °C
  • İskele 26 °C
  • Güzelyurt 23 °C
  • Lefke 26 °C
  • Mağusa’nın yeni yüzü CORNER PARK PROJESİ
  • Mağusa’nın yeni yüzü CORNER PARK PROJESİ

Böbrek taşlarına dikkat!

Böbrek taşlarına dikkat!
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi (Near East University Hospital) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, böbrek taşlarının tedavisi...

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi (Near East University Hospital) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, böbrek taşlarının tedavisi sonrası rezidüel (kalıntı) taşları anlattı.

Yakın Doğu Üniversitesi Lefkoşa Kıbrıs (Near East University Nicosia Cyprus) Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi, Böbrek taşlarının tarihi, insanlık kadar eskiye dayandığını ve o zamandan beri üroloji pratiğinde büyük önem ve yer edinmiş olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Önder, genel olarak idrar yolları taşları idrar akımını engelleyerek hayati organ olan böbreklerin bozulmasına neden olduğunu, ayrıca yine böbrek fonksiyonlarını olumsuz olarak etkileyen ve bozan idrar yolu enfeksiyonu gelişiminde kolaylaştırıcı unsur oluşturduğunu söyledi.

Böbrek taşlarının oluşumunda pek çok faktörün rol oynadığının altını çizen Prof. Dr. Önder, bunlardan en önemlilerini şu şekilde sıraladı;

  • genetik ve ailevi özellikler,
  • metabolik hastalıklar,
  • meslek,
  • coğrafi bölge,
  • iklim,
  • beslenme alışkanlıkları,
  • su içme alışkanlığı,
  • ilaç kullanımı,
  • başka hastalıkların varlığı,
  • cinsiyet

Prof. Dr. Önder, taş hastalığına sahip kişilerde oluşabilen yakınmalar çok geniş bir spektruma sahip olduğunu kaydederken, bazı taşların hiçbir ağrıya neden olmadığını bazılarına ise kişiye, hayatında yaşamış olduğu en şiddetli ağrı deneyimini yaşatabileceğini vurguladı.

Ayrıca enfeksiyon varlığına göre değişen ateş, idrar yanması, sık idrar, idrar yapma zorluğu, idrarda kanama yakınmalarına neden olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Önder, “Taş hastalığının tanısında radyolojik muayeneler en sık kullanılan yöntemlerdir. Direkt film, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, IVP (intravenöz pyelografi) bize taşın yeri, büyüklüğü ve çoğu zamanda bileşimi ile ilgili olduğu kadar böbreğin anatomi ve fonksiyonu hakkında da önemli bilgiler verir.” Dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Lefkoşa  (Near East University Nicosia Cyprus) Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, böbrek taşlarının tedavisinin genel olarak 3 ana gruba ayrıldığını şu şekilde özetledi:

1. Konservatif tedavi; yani bazı ilaçlarla ve içme tedavisi (sıvı alımının artırılması) ile böbrek taşlarını eritmek ya da küçük olan taşların düşmesini sağlamak.

2. ESWL (Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy- vücut dışı şok dalgası ile taş kırma) olarak adlandırılan, özel makineler ile taşların çok ufak parçalara ayrılarak dökülmesi prensibine dayanır.

3. Cerrahi tedavi; Böbrek taşlarının açık ya da kapalı cerrahi (Perkütan Nefrolitotomi–PCNL) yöntemlerle temizlenmesidir. Ameliyathane şartlarında ve genel anestezi ile yapılır.

Böbrek taşlarının tekrarlama eğilimde olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Önder,  her ne kadar tedavi ile böbrek, taşlardan tamamen arınmış olsa bile vücutta taş oluşumuna neden olan olayların (metabolik, hastalık, beslenme, meslek, iklim vs.)devam etmekte olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Önder, “Bunun yanında özellikle ESWL ve PCNL uygulamaları sonrasında böbrekte kalan küçük taş kırıntıları(rezidüel fragman) zamanla taş oluşumu için bir odak, bir çekirdek oluştururlar.”diye konuşurken, bu nedenle böbrek taşlarının tedavisinde ana amacın hastanın taştan tamamen arındırılması olduğunu dile getirdi.

Taş tanısı ile herhangi bir tedavi almış olan kişilerde yeniden taş oluşma olasılığı daha önceden taş hastalığı olmayan kişilere oranla daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Önder, “pek çok çalışma girişim sonrası rezidüel fragmanlı hastalarda uzun süredeki nüks oranlarına dikkat çekmişlerdir. Çalışmalar taştan arındırılmış hastalarda bu oranları %10-15 olarak bildirirken ESWL sonrası rezidüel fragmanlı olgularda taş büyümesi ya da yeni taş oluşum oranı %50-80 olarak rapor edilmiştir. Enfeksiyon taşlarında (Struvite) bu oranlar sırasıyla %10 ve %85 olarak bildirilmiştir.”dedi.

Taş tedavisinden bir kaç gün sonra yapılan kontrol grafilerinde taş fragmanları saptanırken aynı hastalarda 3 ay sonra yapılan kontrollerde hastaların pek çoğunun bu fragmanlardan arınmış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Önder, PCNL ve ESWL tedavisinin başarılı olup olmadığına karar vermek için  3 ay beklenmesi gerektiğini vurguladı.

 

Prof. Dr. Önder, böbrek taşlarının tedavisi sonrasında böbreğin taştan arındırılma başarısı boyut, lokalizasyon, cins (taş bileşimi) gibi taşa ait faktörlere bağlı olduğunu vurgularken, bunların yanında böbrek fonksiyonu, yaş,  anatomik özellikler gibi hastaya ait özelliklere de bağlı olduğunu sözlerine ekledi.

Diğer Haberler
  • Lemar'da tam bir SKANDAL!21 Ağustos 2017 Pazartesi 12:37
  • Kuzey Kıbrıs’a 87 ülkeden sağlık turisti21 Ağustos 2017 Pazartesi 11:29
  • Lefke'yi yasa boğan ölüm!21 Ağustos 2017 Pazartesi 10:48
  • 2011 sonrası kamuda işe girenlere MÜJDE!21 Ağustos 2017 Pazartesi 10:30
  • Atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı!20 Ağustos 2017 Pazar 17:17
  • Karikatür KRİZİ büyüyor!20 Ağustos 2017 Pazar 16:53
  • 6 üründe ZEHİR!18 Ağustos 2017 Cuma 17:54
  • Okullarda 'CİHAT' öğretilecek!18 Ağustos 2017 Cuma 17:33
  • Meteoroloji'den yağmur uyarısı!18 Ağustos 2017 Cuma 17:28
  • Karpaz’a tam teşekkülü hastane18 Ağustos 2017 Cuma 17:11
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Ada Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 05488904615